Boşanma Avukatı Güçlü San Anlatıyor [Video]

-Tabiki boşanma sürekli gündemimizde, hayatın içinde bir konu. Her şeyden önce hukuki tarafına girmeden önce. Biz neden bu kadar çok boşanıyoruz?

Av.Güçlü Şan:   Ozan Bey biliyorsunuz. Acıyı, mutluluğu koyacağımız, tartacağımız bir ölçümüz yok. Şimdi 0’dan 100’ e kadar belirleyecek olalım. Mesela ben birine aşığım, ölüyorum, bitiyorum , ona mirasımı veririm ,hayatımı veririm, kolumu veririm, canımı veririm. Mesela diyelim biriyle evliyim, beş tane çocuğum var. Onları bırakırım, silebilirim diyebileceğim bir ilişki, bir duygu seviyesi düşünelim. 100 diyelim, artık birimini bilmiyoruz. Şimdi bakıyorsunuz zaman içerisinde o duygu durumu 0 olabiliyor, 50-60’larda olup senelerce gidebiliyor, veya birisi beni bir yerde biriyle tanıştırmış yüzde 10- yüzde 20 olan o duygu durumu yüzde 50-60lara varabiliyor ya da 0 olabiliyor. Dolayısıyla hiçbir duygu yerinde ve sabit kalmıyor. Öfke de öyle, acı da öyle, mutluluk da öyle , bu böyle. Sonra büyük ihtimalle yarın öbür gün evleneceği zaman çocuklarımıza söyleyeceğimiz bir şey; ‘aman zaman geçir ,aman flört et, aman onu tanı’ dediğimiz bir hal var. Siz de çok iyi biliyorsunuz, boşanma hukukunun çok iyi bir uygulayıcısısınız. Senelerce beraber olup aynı evde dahi yaşayan çiftlerin zaman geldiğinde boşandıklarını, ayrıldıklarını görüyorsunuz veya 3 gün içerisinde tanışıp 2 gün sonra ayrılanları görüyorsunuz. Dolayısıyla zaman da bir ölçü değil. Yani bir şeyi başlatan şey ile devam ettiren şey aynı değil. Aslında şunu söylemek gerekir, benim düşünceme göre: aşk bir görme kusuru, evlilik de onun tedavisi. Yani atfettiğiniz duygular bir zaman sonra gözünüzün açıldığı zaman o insanın farklı bir insan olduğunu algıladığınız zaman ,o zaman her şey değişiyor. Çünkü aşkta ödüller ve bedeller dengesinde ödüller çok üstte.  Hediyeler ,güzel sözler var ,gün içerisinde devamlı telefonların açılması var. Ama evlendiğiniz zaman bu iş biraz külfetlerden yöne dönüyor ve de değişiyor. Yani dolayısıyla bu dengeyi kuramayıp bir de şu çok önemli, çok basit olacak ama iki önermeyi çarpıttığımız zaman şu ortaya çıkıyor; ‘seni seviyorum çünkü ihtiyacım var, seni seviyorum çünkü paran var, mesleğin var, güzelsin/yakışıklısın, benimle ilgileniyorsun, güzel sözler söylüyorsun. ‘Sana ihtiyacım var , çünkü seni seviyorum ‘ da ise başka bir şey yok. Dolayısıyla ilk önermede ‘seni seviyorum çünkü ihtiyacım var ‘ da, ‘sen benim ihtiyaçlarımı karşılamadığın noktada seni sevmekten vazgeçebilirim’ demiş olunuyor. Dolayısıyla bugün evlenmenizde eğer geçerli ,sizi senelerce mutlu edecek bir sebebiniz yoksa o zaman boşanmanız için önemli bir sebep olmasına gerek yok. Çünkü insanlar şunu söylüyor, önce ilk sorduğumuz şey ‘Boşanma sebebiniz nedir?’ ‘Bana kimse evlenirken sebep sormadı ki ,boşanırken bana sebep bildireyim. Sevmiyorum, anlaşamıyorum’ diyor. Ama bu iş öyle değil.      

Şimdi tabi çoğu  boşanma davalarında işin parasal yönü, mal varlıkları, banka hesapları, bunlar çok gündeme geliyor. Tabii ki normalde edinilmiş mallara katılma rejiminde mallar yarı yarıya paylaşılıyor. Fakat kanunda da bunun bir istisnası var. Zina sebebiyle boşanma olursa, hayata kast sebebi ile boşanma olursa, burada yüzde 50’den 0’a kadar bir hakimin indirim yapma hakkı var. Yani malın yarısını değil de belki hakim karar verebilir  4te 1ini alabilir şeklinde kanunda bir düzenleme var. Bu konudan biraz bahsedebilir misiniz?

Av. Güçlü Şan:   Aslında benim kendi düşünceme göre, zina bir nevi sadakatsizlik , adam öldürme de  hayata kast da bir kusurlu davranış olduğuna göre, aslında bu kusurlu davranışların boşanma hukukundaki sonuçları belli ; tazminat. Bu düzenlemeye aykırı biçimde boşanma hukukunun dışında mal rejimine ilişkin olarak medeni kanunun 236/2. Maddesinde yer alan ,az önce bahsettiğiniz düzenleme aslında edinilmiş mallara katılma rejiminin ruhuna son derece aykırı. Çünkü edinilmiş mallara katılma rejiminde ,eşlerin evliliklerinin devamı müddetince karşılığını vererek edindiği mal varlıklarının paylaşılması var. Orada zina yok, kusurlu bir davranış yok, ‘evlilik müddetince biz bunları edindik ve bunları paylaşacağız’ durumu söz konusu. Dolayısıyla hakim zina veya hayata kast yani medeni kanunun 161 ve 162. Maddesine uyarınca bir boşanma kararı verdiğinde talep olmaksızın mal rejiminin tasfiyesi davasında, boşanma davasında değil, bu hadiseleri nazara alabilir. Ama nasıl? Hakkaniyete uygun bir biçimde. O zaman otomatik olarak türk medeni kanununun 4. Maddesine gitmek zorundayız. Orada bu belirlemeyi bu gerekçesini de bize doyurucu bir biçimde verecek.

Peki indirim burada ne demektir? Mesela hakimin, normalde yüzde 50lik  hakkı varken  yüzde 25 e indirmesi ne anlama gelir?

Av. Güçlü Şan:   Benim düşünceme göre bir cezalandırma anlamı taşıyor. Oysaki az önce de  belirttiğimiz gibi boşanma hukukunda zaten manevi tazminat medeni kanunun 174/2’de bunun müeyyidesi  cezai olarak vardır. Çünkü ‘Bana karşı zina yaptın, benim hayatıma kast ettin, müdahale ettin dolayısıyla benim kalbimi kırdın’ bunun bir öç, telaffi cezalandırma gayesi karşısında medeni kanununun 174/2 varken boşanma hukukunda onu hükmediyoruz. Sonra mal rejiminin tavsiyesine gelip bir de eksiltme veya hiç alamama yapıyoruz. Bir de orada 174/2 gereğince manevi tazminata hükmedilmiş olması da , benim ayrıca kendi borcum. Mesela bizim edinilmiş mallara katılma rejiminde artık değerimiz 10 birim ise, bunu 236/1 maddesi gereğince yarı oranda paylaşacak idiysek, manevi tazminat çıktı bana o benim kendi borcum. Dolayısıyla kendi borcumdan dolayı ben mesulüm, onu kendi mal grubumu hükümlülük altına sokarım. 5ten 2 pay manevi tazminat olarak gitti, 3 payım var benim pay alabileceğim. Şimdi benim o 3 payımı da hakim, beni cezalandırırcasına 1e düşürebilir, yarı orana düşürebilir hatta sıfırlayabilir bile. Şimdi tabi burada hakkaniyet ölçülerine temas etmemiz gerekiyor çünkü zinanın süresi,  evliliğin süresi, ortaya çıkan netice, bunu alışkanlık haline getirip getirmediğimin takdir edilmesi gerekiyor. Mesela çok güzel temas ettiniz; şimdi eşim sadakatsizlik yapmıştır ben onun hayatına kast etmişimdir, tartışmasız hiçbir şekilde şiddetin açıklaması ve nedeni olamaz ama söylediğiniz gibi kusur yoğunluğunu da dikkate alması gerekir. Sonra bu aylarda oynama yapabilirken, bir de değer artış payı dediğimiz bir alacak türü var. Ben eşimin kişisel bir mal varlığına birtakım katkılar yapmış olabilirim. Zaman içerisinde onun gayrimenkulü ve mal varlığı değer kazanmış olabilir. Dolayısıyla başta yaptığım katkıyla tasfiye anındaki değerinin çarpılması sonucu bulunacak olan değer artış payı konusunda bu maddenin uygulama alanı yok. Aynı şekilde genel bir boşanma sebebinden dolayı bir boşanma kararı verilmiş olursa yine bu maddenin uygulama alanı yok. Bazen hatayen iki özel sebeple olabilir. Yani siz bir boşanma davası açmış olabilirsiniz örneğin genel bir evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı bir boşanma davası açmışsınızdır ve orada eşinizin zina yaptığını veya hayatınıza kast ettiğini söylemiş ve ispat etmiş  olabilirsiniz mahkeme de bu yönde bir  karar vermiş olabilir ama özel boşanma sebeplerine dayanmadığınız için bu yönde bir uygulamaya gitmemesi gerekir hakimin.

Bir de şöyle bir durum var. Tabi eşlerin hissedar olduğu şirket/şirketlerden elde edilen gelirler edinilmiş mal mıdır? Bunlar paylaşılır mı, paylaşılmaz mı?

Av. Güçlü Şan:   Bir kere kişisel mal- edinilmiş mal ayrımını şirketler hukuku anlamında ve şirket payları anlamında yapmamız için bizim için belirleyici olan 1/1/2002 tarihine bakmamız lazım. Bu şirket hisseleri 1/1/2002 tarihinden önce mi edinildi, sonra mı edinildi? Eğer önce edinildiyse bunların kişisel mal olacağı hususunda hiçbir duraksama olmaz. Eğer bu tarihten sonra edinildiyse ve eş her ne kadar sonra bu hisseleri edinmişse kişisel mal grubundan edindiği konusunda bir ispatı da yoksa, o zaman bunları da edinilmiş mal saymamız gerekiyor. Medeni kanunun 219/4 maddesinde kişisel malların gelirlerinin de edinilmiş mal sayılacağı belirtilmiş. Mesela benim babamdan kalan mirasen kalan bir gayrimenkul, hisse, şirket payı, onun geliri benim onu kiraya verip ondan bir kira getirisi elde etmem, edinilmiş mal sayılır. Dolayısıyla kişisel malların getirileri de edinilmiş mal grubuna girdiği için bunu şirketler hukuku anlamında şöyle değerlendirebiliriz: 1/1/2002 tarihinden önce edinmiş olduğu şirket hissesi sebebiyle şirkette bir kar payı/ temettü dağıtılıyorsa o zaman burada diğer eşin bir alacak hakkı olduğunu söyleyebiliriz. 1/1/2002  tarihinden sonra edindiğim bir şirket hissesi var ise, o zaman bu şirket hissesinin nominal değerinin hesaplattırılıp o şirketin teçhizatı, bütün envanteri marka değerleri patent haklarına kadar bütün taşıtları, gayrimenkulleri bütün mal varlığı değerleri hesaplanarak adeta bir şirket tasfiyesine gidiliyormuşçasına bir hesap yapılarak bir tasfiyeye gidiyoruz. Bir ekonomik krizin vs nin olmasına gerek olmadan bir boşanma hadisesi, bir eş bir şirketi bataklığa sürükleyebiliyor demek ki.

Anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma nedir?

Av. Güçlü Şan:   Anlaşmalı boşanma, bir boşanma avukatı olarak yani bu işi bilen birisi olarak söylüyorum ki en güzel yoldur. Bir kere eşler en az 1 yıl evliyse, maddi- manevi tazminat, nafakalar konusunda anlaşmışlarsa birbirlerine ödeyip ödemeyecekleri, ödeyeceklerse ne kadar ödeyecekleri, çocukların velayeti konusunda anlaşmışlarsa, çocukları için ödeyecekleri nafaka konusunda anlaşmışlarsa, o zaman bu adeta vücudu saran bir kanserin – çünkü yolunda gitmeyen bir evlilik bir kanser hücresi gibidir- kanserin tedavisi anlamında antibiyotiği içip ayağa kalkıp yaşamınıza devam etmek gibidir. Çok değerlidir, çünkü en ağırından en hafifine boşanma herkeste bir travma yaratır. Ama çekişmeli olan tarafına baktığınız zaman anlaşmalı boşanmada önce bir sebep ileri sürmeniz gerekmezken, sadece bu konularda anlaşmış olmanız evlilik birliğini temelinden sarsıyorken, hakim müdahale edemezken – çocuklar hariç çünkü çocuklar kamusaldır, o konuda her şekilde hakim müdahale edebilir- çekişmeli boşanma davasında her şeyden önce bir sebep ileri süreceksiniz ve onu da sürmeniz yetmeyecek, ispat edeceksiniz. Dolayısıyla ortada bir savaş ,az önce antibiyotik benzetmesine gelince ona kıyasen kanlı bir ameliyat, neşter, acı dönemi olacak. Çünkü açtığınız boşanma davasında ‘eşimde bana 20 yıl eşlik, hayat arkadaşlığı  yaptı ama , çok iyi bir insandı vs demeyeceksiniz. Kusurlarına dayanacaksınız çünkü seneler var, senelerin acısı var, çocuk var, araba var, ev var, zaman var, aynaya baktığınız zaman yüzünüzdeki çizgiler var. Dolayısı ile yapılan bir yanlış varsa bunun tatmin için uğraşmak var, dolayısıyla ortada bir savaş var.

Çekişmeli boşanma davasında neler delil olabilir? En klasik delillerden en modernlerine kadar neler olabilir?

Av. Güçlü Şan:   Boşanma hukuku, diğer hukuk dallarından son derece farklı. Deliller anlamında da farklı. Mesela eşler arasındaki telefon, ses kayıtları, videolar boşanma hukukunda delil olarak kullanılabilirken –çünkü burada eşlerin arasında birbirinden ayrı gayrı bir özel hayat yok, eşler üçüncü kişilere karşı korunurken normal davalarda kişilerin birbirinden habersiz yaptıkları ses, görüntü video kayıtlarının kullanılması hukuka aykırı değil kapsamında ama eşler arasındaki bu deliller hukuka uygun. Onun dışında bir ticari davada mesela çıkıp sizin benden bir alacağınız vardır, bana bir dava açarsınız. Ben çıkarım ki ‘evet davayı kabul ediyorum ‘ derim. Bu işi bitirir. Ben davayı kaybederim siz davanızı kazanırsınız. Veya bir yemin teklif edersiniz, elinizde bir delil yoktur mesela. Ben çıkarım, derim ki ‘hayır benim böyle bir borcum yok Ozan Bey’ derim ve yine bu sefer davayı kaybetmiş olursunuz. Ama boşanma hukukunda yemin    deliline dayanılamaz. Mesela örnek veriyorum şimdi benim zinadan dolayı hakkımda bir dava açılmış olsun, hakimin karşısına çıkayım ‘tamam, bu işi uzatmayalım ben bir zina yaptım kabul ediyorum hakim bey/hakime hanım diyeyim.  Hakim onunla bağlı değil. Çünkü hakim vicdani kanaatine göre delilleri serbestçe değerlendirir. Dolayısıyla bu ses kayıtları hadisesi, boşanma hukukunda çok asli bir delil. Tanık zaten her zaman tanıktır. Yalan/aksi söylediği ispatlanmadığı müddetçe tanığın doğruyu söylediği kabul edilir. Dolayısıyla tanık da en fazla başvurulan yollardan bir tanesi. Uzman görüşleri, bilirkişi raporları. Az önce ifade ettiğiniz gibi biraz da modern delillerden bahsedelim. Mesela facebook, whastapp günlük hayatımızda çok kullandığımız sosyal ağlar. Kimilerine göre de aslında boşanma sayılarını artıran bir şey. Ona da katılmıyorum, çünkü eskiden karşı kapı komşusu olabiliyordu şimdi atıyorum başka bir şehirdeki kimse olabiliyor, sadece bunun bulumunu kolaylaştırma. Yani niyetler olduğu müddetçe zaten bir şekilde yolu da bulunur.

Facebook bir delil olabilir mi?

Av. Güçlü Şan:   Facebook, ancak bir yan delil olabilir ,yani başkaca delillerle desteklenmesi gerekir. Çünkü ben sizin hakkınızda çok rahatlıkla bir facebook sayfası açıp deliller yaratabilirim. Mahkemenin bu delili değerlendirirken bunun hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde kesin, açık, inanılabilir bir delil olduğuna kanaat getirmesi lazım. Bunun yapılmasının yolu da nedir? Facebook NNSY’ye yazıyı yazar , o cevabı verir şu taraflar arasındaki şu saatteki şu tarihteki şu IP’deki görüşmeler doğru mudur diye sorar, bu şekilde olabilir. Ama Türk mahkemelerinin böyle yazılar yazmadığını, yazsa bile bunların  cevaplanmadığını biliyoruz. Dolayısıyla bizim bunlara dayanmak gibi bir durumumuz söz konusu olamaz.

Facebook’ta yer alan fotoğraflar, ses kayıtları ya da güncel bildirimler delil olabilir mi?

Av. Güçlü Şan:   Bunların delil niteliği yoktur. Çünkü bunlar akla da uygun. Sahte profiller yaratıp bunları yapmak ,ilk akla gelecek olan şey.  Bunları kötü niyetli olan kimseler düşünüyorsa, bunu hukuk da düşünüyor, aynı şekilde Whatsapp da öyle. Bunu da gerçekliğini hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde denetleyemiyoruz, doğrulayamıyoruz. Yani biliyorsunuz teknik olarak Whatsapp’tan şu anda benim yanımda iken mesela benim adıma birilerine mesaj gönderebiliyorsunuz, teknik buna imkan tanıyor. Dolayısıyla bunun boşanma davasına delil olarak kullanılabilecek olduğunun düşünülmesi son derece anlamsız olur.

Whatsapp mesajları operatör üzerinden gitmiyor, telefonlar arasından ve Whatsapp sunucuları üzerinden gidiyor. Whatsapp’ta bunları normal şartlar altında  kayıt altına almıyor. Eğer siz yedeklerseniz kayıt altına alabilir.

Av. Güçlü Şan:    Telefondaki Whatsapp görüntülerinin imkanının olmaması sebebiyle eşler tarafından eşin telefonunun fotoğraflandığını görüyoruz. Böyle niyetler var ama bunları biz delil olarak sunamayız.

Bir de tabi boşanma davası devam ederken ya da daha önceden anlatılan boşanma sebepleri sunulurken bir de af niteliğinde davranışlar var. Çünkü af niteliğinde davranışların çok ciddi sonuçları var. Bunlar çok önemli, mahkemelerde bu hususa dikkat ediliyor. Af niteliğindeki davranışlar hangileridir? Bunların boşanma davasına nasıl bir etkisi vardır?

Av. Güçlü Şan:   Değerli üstadım, şimdi şöyle düşünelim. Eşim bana karşı sadakatsizlik yapmış. Delillerini de elde etmişim, almışım çekmeceme koymuşum. Aradan beş sene geçmiş. Her halükarda onlar orada dursun diyorum. Zengin olmuş vs. veya artık ona olan sevgim azalmış ve aradan beş sene geçmiş. Çıkartıp ben onu dava açıyorum dediğim zaman, aradan beş sene geçtikten sonra bunun bir kıymeti olmaması gerekir. Çünkü aradan uzunca zaman geçti ve ben beş sene içerisinde müşterek hayatı devam ettirme gayesiyle bu evliliği aynı çatı altında devam ettirdim, niyetim kötü. Veya mesela Ozan Bey siz eşinize karşı bir boşanma davası açsanız o dava müddetince eşinizle beraber bir tatile gider misiniz? Yani kanunun söylediği, boşanma davası açılmakla eşler artık ayrı yaşama hakkına sahip olur diyor. Hatta –normalde biliyorsunuz- mernise yapılan tebligatlar tüm davalarda geçerli iken boşanma davasında geçerli değil, çünkü eşinizle aynı mernis adresini paylaşıyorsunuz. Mesela eşiniz evi terk etmiş diyelim. Siz tebligatı aynı adrese yapacaksınız. Ama eşiniz yok ki, gitmiş. Dolayısıyla o adrese tebligat yapmak kadar hukuki dinlenilme hakkını sarsacak ihlal edecek nitelikte bir hareket daha olamaz. Bunu da Yargıtay kabul etmediğine göre dolayısıyla af niteliğinde bazı davranışlar var. Örnek veriyorum, şimdi benim eşimi aldatmış olduğumu düşünelim. Elinde delilleri de var, almış misal telefon ya da bir şekilde fotoğraflamış delil olarak hukuka gönderirler. Eşim gitti, aradan bir ay geçti. Telefon açıyorum uğraşıyorum ‘yapma etme, yaptık işte bir hata kusur çoluğumuz çocuğumuz var gel yapma dön’ dedim ve eşim geldi. Şimdi o bir ay içerisinde mesela apartman görevlisi geliyordu çöp alıyordu vs. eşimin o evde olmadığını biliyordu. Şimdi hanımım eve döndükten sonra, arkadaşlarım ,siz geliyorsunuz çay kahve içiyoruz, bu aramızdaki hadiseyi biliyorsunuz veya bilmiyorsunuz hiç önemli değil çokta meraklıyız artık biliyorsunuz selfie, fotoğraf çekmeye, o anlar fotoğraflanıyor. Eşim de bana sonra diyor ki mesela, ‘Kusura bakma ben bunu unutamayacağım. Ben sana dava açacağım.’ Şimdi ben derim ki kendisine ‘Evet bunu unutamazsın bu çok kolay unutulacak bir şey değil. Ama bu eve geri dönmüş olman af niteliğinde.  Sen beni affetmiş en azından hoş görüyle karşılamış oldun bu eylemimi.’ Aynı şekilde Umre’ye Hac’a gitmek tatile gitmek, boşanma davasını takipsiz bırakmak, feragat etmek bütün sebeplerin affedildiği sembolik deyimle çöpe atıldığı anlamına gelir.

Peki farz edelim ki bu davranışlardan biri yapıldı. Boşanma davasından önce ya da açıldıktan sonra bu davranışlar yapıldığında sonradan neler olabilir? Örneğin boşanma davası devam ediyor ve eşler beraber tatile gittiler. Sonra karşı taraf   ‘Biz tatile gittik.’ diyor ve belgesini sunuyor.

Av. Güçlü Şan:   Aslında normalde boşanma dava tarihine kadar gerçekleşen olaylara dayanılabilir ve onlar delil olarak sunulabilir. Yani ben eşime karşı bir boşanma davası açtım. Bir gün sonra eşim bana telefon açtı, ‘Sen nasıl bir insansın utanmıyor musun o kadar yalan yanlış şeyler yazmışsın vs. ‘ dedi ve ben de ‘Bu konuşmalarımızı kayıt ediyorum. Bununla ilgili olarak hukuki gereğini yapacağım’ diyorum. O da ‘Yap.’ diyor. Şimdi ben, bana küfür bile etse o ses kaydını kullanamayacağım çünkü o yeni bir davanın konusunu oluşturabilir. Ama istisnasız sizin söylediğiniz, eğer af anlamı doğurabilecek bir eylemi varsa o zaman bunlara ilişkin delillerimi de koyup, ‘Eşim beni affetti. Dolayısıyla bu davanın reddine karar verilmesi gerekir, bu dava redde muhtaçtır. derim.

Affeden de illaki boşanmak istiyorsa o zaman, yeni bir boşanma sebebi bulmak zorunda ve buna dayalı yeni bir dava açmalı. Av. Güçlü Şan:   Evet. Boşanma davasında tabi en acil konulardan biri nafaka. Bu konularda nafaka türleri çocuklar ve  eş için olan nafaka türleri nelerdir?
Av. Güçlü Şan:   Şimdi boşanma davasının açılmasından dava tarihinin kesinleşmesine kadar geçen evredeki çocuklar ve eş için ödenen nafakanın adı tedbir nafakası. Tarafların kusur durumundan bağımsız ve evlilik birliğinin sağlamak amacı var. Yani örnek vereyim, eşim beni aldatmış diyelim. Bu aldatmayı da toplumda ağır bir örnek olduğu için , çok ağır bir boşanma sebebi olduğu için veriyorum. Şimdi eşim beni aldatmış, elimde delillerim var zina veya evlilik birliğini temelinden sarsılması sebebiyle bir boşanma davası açtım. Hakim karar verdi eşim lehine bir tedbir nafakası. ‘Allah allah’ diyorum ‘Bu nasıl hakim, nasıl verdi bu kararı? Eşim beni aldattı işte delilleri ortada vs. ’ Az önce dedim; tarafların kusur durumundan bağımsız. Ben orada bir iddia ileri sürüyorum ve de delillerimin de olduğunu düşünüyorum ve davayı da  kazanacağımı düşünerek de bu davayı açtım. Ama hakim henüz bilmiyor daha tahkikatı yapmadı. Dolayısıyla eşimin ekonomik durumu iyi değilse, amaç da evlilik birliğindeki standardımızın sağlanmasıysa o zaman ben eşime tedbir nafakası ödeyeceğim. Örnek veriyorum, Bir müvekkilim başka bir avukattan bana gelmiş. Yana yakıla daha önceki avukat ile ilgili olumsuz şeyler söylüyor. Beş bin lira bir tedbir nafakasına hükmetmiş hakim. Dedim ki, ‘Nerede oturuyorsun?’ ‘Şurada oturuyorum.’ ‘Ne kadar kira veriyorsun?’ ‘Üç bin beş yüz lira veriyorum.’ ‘Peki elektrik, doğalgaz, su, aidat vs. ne kadar? ‘ Haydi ona da beş yüz lira diyelim. Bu eşinin hanımının arabası var mı? Var. Arabasına benzin koyacak, gezecek, yemek yiyecek vs. yaşamsal faaliyetlerini devam ettirecek, beş bin lira. Dedim ‘O zaman sıkıntı yok ki, senin sosyoekonomik durumuna göre evlilik birliğindeki standardın sağlanması için hakim buna karar verir.’ Dolayısıyla tedbir nafakası böyle bir hadise.  Tedbir nafakası bittikten sonra boşanma davasında eğer boşanmaya karar verilmişse eş için eğer şartları varsa yoksulluk nafakasına hükmedilir. Yoksulluk nafakasından da öyle çok büyük meblağlar vs. beklenmesin. Kişinin asgari yaşam standartlarının sağlanmasına yönelik tırnak içinde altını çizerek  ‘asgari yaşam standartlarının sağlanmasına yönelik’ bir nafakanın adıdır. Eş kendisini yoksulluktan kurtaracak bir gelir elde ettiğinde, evlilik akti olmaksızın biriyle evliymiş gibi yaşadığında veya biriyle evlendiğinde zaten nafaka kalkar. Çocuk için iştirak nafakası, boşanmaya karar verildiğinde çocuk için en önemli sonucu velayet, dolayısıyla çocuğun ihtiyaçlarının giderilmesi için ödenecek olan nafaka velayetin kendisine bırakılmayan eşin ödeyeceği nafaka iştirak nafakası, çocuğun harcamalarına göre yaşına göre her zaman değişebilir. Hiçbir zaman kesinleşmez. 18 yaşına kadar devam eden bir nafakadır. Bu nafaka artırılıp eksiltilebilir. Nafaka hadisesi de bu şekildedir.

Şimdi tabi tazminat talepleri de oluyor. Öyle bir parasal talep de oluyor boşanma davalarında. Bir de mal kaçırma ihtimali var. Mal kaçırma ihtimalini ortadan kaldıran tedbirler nelerdir?

Av. Güçlü Şan:   Boşanma davasında 2013 yılında Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bir kararı var. O zamana kadar süregelen bir geleneği yıktı. Çünkü biz eskiden boşanma davası açtığımız zaman diğer eşin maddi manevi ne mal varlığı varsa arabası, bankada hesabı vs. üçüncü kişiye devredemesin diye hemen tedbir konuyordu. Yargıtay ‘Boşanmanın feri yani boşanmaya bağlı yan nitelikteki alacakları (maddi manevi tazminat, nafaka) teminat altına almak için dahi olsa davalının mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulamaz.’ dedi. Yani bu boşanma davasında mümkün değil ama kulağımızı farklı gösterebiliriz. Boşanma davasıyla beraber bunu engellemek için -çünkü bu hayatın akışına son derece uygun- boşanma davası açılmazdan önce veya açıldıktan sonra diğer eşin, mal varlığını başka kişilere devredeceğini mal kaçırmak maksatlı yapacağını öngörürüz. Dolayısıyla bununla beraber bir mal rejimi davası açarak (ama onu bekleterek uyutarak, bekletici mesele yaparak) tedbirlerin konulmasını sağlayabiliriz. Ama üstadım, bu tedbirleri de koyarken çok enteresan şeyler var. Mesela benim bir müvekkilim son derece zengin, bütün mal varlığı üzerine tam olarak tedbir konuldu. Oysaki Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin söylediği kişinin ekonomik hayatını tehlikeye sokmayacak şekilde bu tedbirlere karar verilmesi lazım. Yani karşı tarafın alabileceği öngörülen miktar nedir? 236. taksim gereğince yarı oranında tedbirlere hükmedilmesi gerekirken kişinin tüm mal varlıklarına, bütün banka hesaplarına tedbir konulması hadiseleri yaşanıyor. Korkunç bir mağduriyet, mal varlığı içerisinde elli bin lira kredi talebi var ve banka kabul etmiyor ki bu müvekkilim için çok komik bir para. Sizin de çok uğraştığınızı biliyorum bu konuyla ilgili olarak, bazen de bizati hakimin kendisi adalete ulaşmanın önünde bir engel olabiliyor. Tabi çok iyi hakimlerimiz de var, bu da ayrı.

Peki çok teşekkür ediyorum size,  çok değerli bilgiler paylaştınız. Av. Güçlü Şan:   Ben teşekkür ediyorum, sağ olun var olun. --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Evlilik birliğinin temelden sarsılması ve geçimsizlik nedeniyle sonlanması düşünülen evlilikleri, resmi yollardan bitirmek için boşanma davası açılır.

Boşanma davası, tarafların her ikisinin de onaylaması durumunda, anlaşmalı olarak yapılabilmektedir. Bu süreçte tek celsede biten boşanma söz konusudur ve boşanan kişiler, kararın açıklanmasından 1 ay sonra resmi bağlarını tamamen koparmış olurlar. Boşanma konusunda tarafların ortak kararlarının olmaması durumunda ise, çekişmeli boşanma söz konusudur.

Her konuda özellikle kadınların mağdur olmamaları için mutlaka bir avukattan destek alınması gerekmektedir. Mesela Bakırköy’de ikamet eden biri, Bakırköy Adliyesine dava açması gerektiği için, Bakırköy avukat hizmeti veren kişilere danışarak, yönlendirilse hak kaybı yaşamadan işlemleri gerçekleştirir.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Bir avukata vekalet vererek, boşanma davasını açabileceğiniz gibi, kendiniz de dilekçe doldurarak açabilirsiniz.

Boşanma davalarında eğer ortada şiddet, tehdit ve istismar söz konusuysa, mutlaka bir avukattan destek alınması, gerekirse tedbir amaçlı uzaklaştırma kararlarının çıkarılması gerekmektedir. Boşanma konusunda avukat çok iyi bir şekilde bilgilendirilmeli, her zaman dürüst davranılmalıdır.

Vekalet verildikten sonra ve boşanma gerekçesi net olarak anlatıldıktan sonra, hemen dava açılabilir. Dava için karşı tarafın eline geçen tebligat sonucu, cevap dilekçesi vermesini bekleyerek işler ve duruşma gününde taraflar hazır olmak üzere beklenir.

Duruşmaya Katılmamak

Duruşmaya katılmayan taraflara yeniden tebligat gönderilir ve yeni bir duruşma tarihi verilir. Hakim tarafları dinler ve eğer boşanmak istemeyen eş kusurlu ve duruşmalara gelmemekte diretiyorsa, hakim boşanma kararı verebilir.

Avukat Bakırköy ya da Kadıköy gibi ilçelerden seçebilir ama davanın, ikamet adresinde açılması gerekir. Taraflardan biri yurtdışındaysa, bu süre daha da uzayabileceğinden mutlaka avukat desteğinin alınması gerekmektedir. Avukatsız bir dava açmanız durumunda, işlemler gereksiz yere bile uzayabilir.

Çocuklu Ailelerde Boşanma

Çocukların hangi tarafta kalacağı konusunda farklı talepler söz konusu olabilir. Ancak 0 – 18 yaş arası çocuklar genelde anne velayeti altında yaşamaktadır.

Babanın çocukların bakımı için nafaka ödemesi, eğer ödemezse hapis cezası ile çarptırılacağı konusu bilinmektedir. Bu nedenle boşanacak çiftlerin her ikisinin de haklarını bilmeleri, ona göre boşanma davası nasıl açılır sorusunu kişiye özel cevaplandırmaları önemlidir.

Bu içerik 16.05.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 541 kez okundu.

Yorumlar (0)

Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmadı !! İlk yorum yapan siz olun.
YENİ YORUM YAP

Yorum Yap

İşlemin sonucunu giriniz.

Benzer İçerikler