Boşanma Nedeni Olarak: Çocuklara Hakaret Etmek

Çocuklarına yapılan hakaret evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında;duygusal şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma konusu davranışlardandır. (TMK. m. 166 f. 1) Yargıtay bu konuda çocuklara hakaret edebilecek kişilikte olan bir birey ile yaşamanın çekilmez olma şartını aramaz. Şunu çok iyi bilmektedir. Toplumun devamı olan çocukların gelişimi çok ama çok önemlidir. Ayrıca çocuklara bir başka aile bireyi tarafından (dayı, teyze, amca, eşinin akrabaları ) yapılan hakarete göz yummak bile boşanma sebebidir. Bunun dışında bir çocuğu kişisel öfkesini ve kinini alet edecek kadar bozuk kişiliğe sahip bir bireyin çocukların yakınlarında bulunmaması için gerekli önlemleri almak da yasa koyucuların yasa uygulayıcısı olan hakim ve savcılara yükledikleri zorunlu ödevlerden biridir. Çocuk toplumun devamıdır. Çocukların çocukluk döneminde yaşadıkları travmaların gelecek toplumlarda ciddi aksaklıklar meydana getireceği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Tüm kişilik sorunlarının araştırılmasına çocukluk evresinden başlanması bunun da bir ispatıdır. Ortak Çocuğa Hakaret Etmek Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hakim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması halinde velayetin kaldırılmasına karar verilir. Görüldüğü üzere çocuk gerektiğinde ana ve babasına karşı bile korunur. Eşlerden birinin ortak çocuklarına hakaret etmesi evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında duygusal şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma konusu davranışlardandır. (TMK. m. 166 f. I) Üvey Çocuğa Hakaret Etmek Bilindiği üzere eşlerin üvey çocuklarına yönelik kişisel özen yükümü; Bakım, Tehlikelerden koruma, İlgi, Ziyaret gibi unsurları içermektedir. TMK. m. 338 hükmüne göre eşlerden her biri ergin olamayan üvey çocuklarına özen ve ilgi göstermekle yükümlüdür. Üvey çocuğa yapılan hakaret evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında duygusal şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma konusu davranışlardandır. (TMK. m. 166 f. I) “…Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kadının da, taraflarla birlikte kalan, kocasının ilk eşinden olma ergin olmayan kızına ağır hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı koca da boşama davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalı kocanın boşanma davasının da kabulüne (TMK. md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile kocanın boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.”Y2HD. 04.02.2008, 4**1 -8**2. üvey çocuğa hakaret edilmesine seyirci kalmak bile boşanma sebebidir Yargıtay Hukuk Dairesi uygulamalarında üvey çocuğa hakaret edilmesine seyirci kalmak bile boşanma sebebidir bakışındadır ve bu genel kabul gören bir uygulamadır. Bu konuda Yargıtay’da yapılan uygulamaya örnek verelim: “…Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı-davalı kocanın davalı-davacı kadının ergin olmayan çocuğuna özen ve ilgi göstermediği onu istemediği, ailesinin bu çocuğa piç demesine sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı kadın boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-davacı kadının da boşanma davasının kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır (TMK. md. 166/1).” Y2HD 31.01.2008 8**6-6**9 Bir hukuk sistemi ile yönetilen tüm toplumların en önemli konularından biri toplumun devamının garantisi olan çocuklar ve aileler ile ilgili düzenlemelerdir. Gelecek neslin ve gelecekte de toplumun var olacağını garanti edebilmek o toplum için nüfus artış hızını belirleyen etkenleri düzenlemeden geçer. Bu nedenle sağlıklı toplumların sağlıklı bireylerde oluşması gerektiği bilinen bir gerçektir. Bireyin gerek beden gerek ruhsal sağlığının temel belirleyici unsuru çocukluktaki yaşam ortamıdır. Bu nedenle çocuklarına önem vermeyen ve onları korumayan toplumların bir geleceğinin olmadığı son derece açıktır. Türkiye Cumhuriyeti İlk kurulduğu günden ve kurulduğu zamanki anayasası ile bireylerin ve toplumla ilgili düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren çocukları ve aileyi ilgilendiren politikalar benzerlik gösterir. Bu nedenle çocuklara yapılacak şiddetin her türlüsü, (duygusal şiddet, fiziksel şiddet, ekonomik şiddet, veya en kötüsü cinsel şiddet ) çoğu zaman kamu tarafından takip edilen ceza davası niteliğini taşır (cinsel şiddet gibi) aile içinde meydana gelen olaylarda duygusal şiddet olan ve yargı tarafından savunmasız ve korunmasız addedilen çocukların psikolojik saldırı altında kalması kabul edilemez. Yasa tarafından ebeveynlere evlilik kurumu ile birlikte yapılması zorunlu ve yapılmaması halinde evlilik kurumunun sonlandırılması yönünde kesinleştirilen sorumluluklar vardır. Ebeveynlerin bu sorumluluğu da evlilik ile başlar.

Bu içerik 10.04.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 138 kez okundu.

Yorumlar (0)

Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmadı !! İlk yorum yapan siz olun.
YENİ YORUM YAP

Yorum Yap

İşlemin sonucunu giriniz.

Benzer İçerikler