Boşanma Sebebi Olarak: Eşini İstemediğini Söylemek

Sevgisizliğin diğer bir yansıması olan “eşini istemediğini söylemek” de evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında duygusal şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma konusu davranışlardandır. (TMK. m. 166 f. I) Kendi iradeleri ile bir araya gelen çiftlerin bu durumu ortaya sürmelerinin altında bir çok sebep yatabilir. Bunu söyleyenden çok zaman önce diğeri bunu cümle içinde kullanmaz ama davranışları ile belli edebilir. Bu ayrımı çok zor olan ve genelde anlaşmalı boşanma davalarında görülen ve her iki tarafın irade ve rızası ile evlilik birliğinin sonlandırılması işleminde bir süre birbirine karı koca yapan çiftlerin daha çok tercih ettikleri bir boşanma sebebidir. Bazende bunu söyleyen taraf; karşı açma hakkı elde edebilmek için bu maddeyi kullanma gafletinde bulunabilir. Bu konuda Yargıtay’da yapılan uygulamaya örnekler verelim: “…Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının davacıyı “istemediğini söylediği, sürekli alkol aldığı, çalışmadığı ve evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği” anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde (TMK. md. 166/1 ), yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.” Y2HD 29.01.2007 1**3-7**2 “….Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının davacıyı “dövdüğü, başka bir sevdiği olduğunu söyleyerek onu istemediğini bildirdiği ve evden kovduğu” anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşan­maya (TMK.md. 166/l) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.”Y2HD 09.06.2004 6**2-7**6 “ Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı – davacı kocanın “eşini istemediğini beyan ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği” anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı kadın boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalı kadının boşanma davası yönünden boşanmaya karar verilecek yerde (TMK. md. 166/1 ), yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.”Y2HD 18.04.2005 5**0-6**6 “..Toplanan delillerden davalı kocanın, bağımsız konut teminine yanaşmadığı, davacıya “annemi istemeyeni ve saymayanı ben de istemem” dediği ve televizyona çıkıp, davacının kişilik hakların rencide edici tarzda ithamlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Boşanmaya sebep olan olaylarda davalı koca tam kusurludur.”Y2HD 11.02.2008 4**9-1**6

Bu içerik 10.04.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 73 kez okundu.

Yorumlar (0)

Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmadı !! İlk yorum yapan siz olun.
YENİ YORUM YAP

Yorum Yap

İşlemin sonucunu giriniz.

Benzer İçerikler