Boşanma Sebebi Olarak: Eşini Yurt Dışına Yanına Götürmemek

Eşlerin birbirlerine olan uzaklaştırmaya yönelik davranışlarından biri de “eşini yurt dışına yanına götürmemektir”. Bu davranış da evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında duygusal şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma sebebi davranışlardandır. (TMK. m. 166 f. 1) Tüm toplumların genel kurallar ve bir hukuk sistemi ile yönetilen toplumlarda evlilik korunması gereken ve toplumun devamını sağlayan ailenin toplum nazarında de jenerasyonunu engellemek için bazı düzenlemeler yapılır. Türkiye Cumhuriyeti anayasal düzenlemelerin yanında ailenin korunması kanunu gibi kanunlar ile yasalar çerçevesinde bunu düzenlemiş ve uygulamaya almış bir toplumdur. Türk toplumunda evlilik kurumu bir evcilik oyunu olarak görülmemektedir. Bu nedenle evlilik birliğinin taraflara yüklediği evlilik kurumu sorumluluklarından biri de birlikte yaşamaktır. Birlikte yaşamı belirli dönemler ile yapmak ve tekrar eden sürekli ayrı kalmaların olması evlilik kurumunun doğal yapısına aykırıdır. Haklı bir gerekçesi olmadan evlilik kurumunun gereği olan eşini yanına almayarak her ne sebep ile olursa olsun (kısa-orta-uzun, dönemlik bir sonu olan öğrencilik yada akademik eğitimler hariç ) eşini yanına almak yerine ailesi yanında bırakarak ayrı yaşamların olması hukuk sistemleri tarafından kabul edilemez. Türk Hukuk sistemi de bunu red eder. Bu nedenle bu durumda kalan bireyin istem dahilinde boşanma davası kabul edilir. Eşini yanına almayan birey de boşanma isteminde bulunabilir. Muhtemelen kendi kusuruna dayanarak kimse bir hak elde edemez hukuksal yaklaşımı gereği davası red edilir. Bu nedenle biz boşanma isteminde bulunan tarafın yani davacının ailesi yanında kalan eş olduğu kabulünü yapalım. Eşini yanına almama konusunda haklı gerekçesi olduğunun ispatı davalıya aittir. Bu durum değerlendirmesi yapıldığı andan itibaren başka sebep aranmaz. Hukuk Muhakemeleri Usul kanunu gerekleri doğrultusunda boşanma şartları oluşmuştur. Evlilik kurumunu evcilik oyunu gibi gören davalı için maddi tazminat ve manevi tazminat konuları gündeme gelecektir. Bu nedenle bu durum içinde olan bireyin uzman ve deneyimli bir boşanma avukatı ile birlikte titiz bir analiz neticesinde evlilik kurumunu evcilik oyunu gibi gören davalıdan tazmin edeceği miktarlar konusunda avantajlı olacaktır. Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak bir başkasının hayatından zaman çalamaz. Ve sosyal statü değişikliği ve yalnız kalan eşin bulunduğu toplum kesimi içinde maruz kaldığı tüm davranışlar tazmin edilmelidir. “..Tarafların evliliği 4 yılı bulmasına rağmen davacının isteğine rağmen davalının “karısını yanına yurt dışına götürmediği“, infak ve iaşesini sağlamadığı, Türkiye’ye senelik izinlerinde geldiğinde de karısına ilgisiz olduğu toplanan delillerden anlaşılmış olup davalının bu tutumu evlilik birliğini temelden sarsıcı nitelikte olup boşanmaya karar verilmesi gerekir. Bu halde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.” YHGK, 5.11.1997. 7**6-9**2. Davalının yurt dışında çalıştığı halde eşini yanına aldırmaması iradi sebeplerle gerçekleşmelidir. Örneğin başvuruya rağmen çalıştığı ülkenin eşine vize vermemesi davalı açısından haklılık oluşturur.

Bu içerik 20.03.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 72 kez okundu.

Yorumlar (0)

Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmadı !! İlk yorum yapan siz olun.
YENİ YORUM YAP

Yorum Yap

İşlemin sonucunu giriniz.

Benzer İçerikler