Boşanma Sebebi Olarak: Kıskançlık Göstermek

Eşini aşırı kıskanmak, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında duygusal şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma konusu davranışlardandır. (TMK. m. 166 f. I) Kıskançlık eşin insanlığına yönelmiş bir saldırıdır ve en büyük ilkelliktir. Özellikle erkeğin kendi feodal değerlerini aşırı kıskançlığın gerekçeleriyle kadının hayatını karartmada kullanması da büyük olasılıktır. Aşırı kıskançlık karşınızdakinin sizi malı gibi gördüğünün kanıtıdır. İnsanın evlilik birliğini kurma ve aynı çatıda birlikte yaşama ve birlikte yaşlanma düşünceleri ile yola çıktığı bir yoldur. Bu nedenle halk arasında da iyi bilinen iyi günde kötü günde bir arada ve beraber olma terimleri evlilik dendiğinde ilk söylenen kavramlardır. Bu amaçla yola çıkmış olan bireylerin zaman zaman birbirlerini kıskanmaları gayet doğaldır hatta zaman zaman bazı çiftler bunu aralarında bir oyun gibi algılayarak kasıtlı olarak eşini kıskandıran çiftler de duyulmaktadır. Burada bahsedilen kıskançlık kavramı bu değildir. Aşırı kelimesinin karşıladığı anlam her birey için farklılık göstermektedir ve dayanma kapasitesi ile alakalıdır. Bazı bireyler için söylenen hiç kıskanç değildir geniş bir adamdır yakıştırması belkide eşi için geçerli olmayabilir. Kıskançlık konusunda evlilikteki her iki taraf yani kadın ve erkek tarafından da yapılan bir eylem olmasına rağmen genellikle bu sebep ile açılan davalarına bakıldığında davacı olan tarafın genellikle kadın olduğunu görmekteyiz. Kadının kıskançlığı erkek için ev içi huzurunu bozacak şekilde olmasına rağmen erkeğin bu sebep ile boşanma davası açmadığını görüyoruz. Kadının aşırı kıskançlığında erkek “Beni bunaltsa da karım beni seviyor ve kıskanıyor diye onu boşayamam. Millet ne der” düşüncesi Anadolu da çok yoğundur. Ana erkil bir toplum olan Türk toplumunda annelik vasfı nedeni ile kadınlara bir kutsallık değeri olan anlam yüklenir. Bu nedenle kadınların aslında boşanma sebebi olabilecek bir çok davranışına göz yumulmasının ve bu topraklarda kadına karşı pozitif ayrımcılık gösterilmesinin de altında olan sebep budur. Bu erkeğin aşırı kıskançlığını haklı göstermez. Aşırı kıskançlık durumunda bir mağduriyet vardır. Bireyin kişilik haklarının ihlali söz konusudur. Her evlilikte bu farklı belirtiler gösterebilir. Ortak noktaları çoğu zaman şüphe içinde olan ve kıskanan bireyin her an bu düşüncenin etkisi altında bazı davranış şeklini alışkanlık haline getirmesi ve sözlü ve fiziksel olarak bir tacizin olmasıdır. Düşünün eşinizin her sözünde ve her davranışında bir olumsuzluğun varlığını gösteren bir işaretin olduğunu ve her gün ama her gün eşinizin sizi sürekli itham ettiğini. ( bir şüphesine dayanak olabilecek; gerçekle ilgisi olmayan bir suçun varlığını sanki siz yapmışsınız gibi suçlu olmanızı kabul etmesi. ) İleri boyutu yine duygusal şiddet başlığı altında anlatılan suçlayıcı davranmak ve bir üst boyutu da iftira ya kadar gitmektedir. Bu durumda en hafif hali bile boşanma sebebi olan ve şiddetine göre en fazladan en hafifine kadar sıralarsak eğer. İftira –> Suçlayıcı Davranmak –> Kıskançlık nedeni ile ithamlarda bulunmak Görüldüğü gibi Türk Medeni kanunu bireyin özlük hakları konusunda “az veya çok kavramından bağımsız” ispatı dahilinde ve maruz kalan bireyi psikolojik anlamda etkilediğini düşündüğü durumlarda boşanma davasının kabulü ve hakimin eldeki ispat araçları ile ispatı yapılan durumu değerlendirerek öncelikle ayrılık kararı ve süre bitiminde ( bu genelde 3 yıl dolduğunda, fakat bu süre hakim takdirindedir. ) açılacak yeni bir boşanma davası ile bir kaç aylık süre içinde boşanma kararı çıkmaktadır. Her zaman bu süremi geçerlidir hayır direk ayrılık kararı olmadan aşağıda örneklerini verdiğimiz şekilde direk boşanma kararları da verilmektedir. Bu sizin kontrolünüz de olan seçeceğiniz uzman ve deneyimli boşanma avukatı ile birlikte izlediğiniz yol ile belirlenecektir. Bu duruma maruz kalan bireye önerimiz; Uzman bir boşanma avukatı ile birlikte eldeki delilleri yasada belirlenen ispat araçları ile birlikte değerlendirerek ve tanıklarınız ile görüşerek titiz bir analiz yapmanız ve bundan sonra boşanma davası istemini yapmanızdır. Kıskanmanın aşırılığı diğer eşin kişiliğine ve ruhsal bütünlüğüne saldırı oluşturur. Bir kişinin sebepsiz yere eşinin iş yerini her gün bir çok kez arayarak eşinin başkalarıyla birlikte olup olmadığını çalışma arkadaşlarından sorması diğer eş için katlanılmaz bir davranıştır. Bu konuda Yargıtay’da yapılan uygulamaya örnek verelim: “..Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının aşırı kıskançlık gösterdiği, eşine ağır hakaretlerde bulunduğu ve aşırı şekilde alkol aldığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde (TMK. md- 166/1), yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır” Y2HD, 21.12.2005, 1**9-1**3 “..Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kocanın sürekli alkol aldığı, alkolün etkisiyle ev eşyalarını kırıp döktüğü, eşine hakaretlerde bulunduğu ve aşırı kıskançlık gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden, sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde (TMK.md. 166/1), yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.” Y2HD 21.11.2007, 2**2-1**8.

Bu içerik 10.04.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 85 kez okundu.

Yorumlar (0)

Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmadı !! İlk yorum yapan siz olun.
YENİ YORUM YAP

Yorum Yap

İşlemin sonucunu giriniz.

Benzer İçerikler