Boşanma Sebebi Olarak: Üvey Çocuğa Kötü Davranmak

“Eşlerin üvey çocuklarına kötü davranış sergilemeleri” evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında duygusal şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma sebebi davranışlardandır. (TMK. m. 166 f. I) TMK. m. 338 hükmüyle üvey çocuklar düzenleme konusu yapılmıştır. Üvey Kelime anlamı itibari ile eşlerden birinin eski eşinden olan ve yeni eşi ile ortak olarak meydana getirmedikleri çocuklardır. Evlilik birliği altındaki eşlerden birinin çocuklar ile arasında kan bağı yoktur. Eşlerden her biri ergin olamayan üvey çocuklarına; Özen göstermekle yükümlüdür. İlgi göstermekle yükümlüdür. Böylece bir ahlak kuralı aynı zamanda hukuk kuralına dönüştürülmüş olmaktadır. Üvey çocuklar, TMK. m. 338 hükmüyle yasa ile de korunmuş olmaktadır. Bundan böyle üvey çocuklarına kendi çocuklarına gösterdiği ilgi ve özeni göstermeyen eş bu davranışının sonuçlarına da katlanacaktır. Ergin olmayan üvey çocuklarına özen ve ilgi göstermekle yükümlü olan eş bu üvey çocuklar üzerinde velayeti kullanan eşine de; uygun bir şekilde yardımcı olmalıdır durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde üvey çocuğunun gereksinimleri için onu temsil etmelidir. Bilindiği üzere TMK. m. 195 f. I hükmüne göre evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde hakimin müdahalesi istenebilmektedir. Bütün bu anlatılanlar aile ve evlilik birliğinin çocuklar ile ilgili yüklediği sorumlulukları anlayabiliriz. Üvey çocuğunuzu sevmek zorunda değilsiniz. Ama ilgi ve özen göstermek zorundasınız. Bu konuda üzerine düşeni yapmayan taraf ile bir arada yaşamak istemeyen ve bu nedenle boşanma beklentisi olan tarafın dava açmadan önce deneyimli ve uzman bir boşanma avukatı ile içinde bulunduğu durumu analiz ederek istemi boşanma avukatının değerlendirmesinin sonucunda yapmasında fayda vardır. Ayrıca evli kalmış olmak zaman zaman üvey çocuğunu istemeyen eğer erkek ise nafaka konusunda da onun cezalandırılmasını sağlayabilmektedir. Bu konuda Yargıtay’da yaptığımız uygulamaya örnekler verebilirim: “…Yapılan soruşturma, toplanan delillerle “davalının davacıya pezevenk, seni istemiyorum dediği, davacının ilk eşinden olan çocuklarına da bakmadığı (TMK. m.338), davacının da kapının kilidini değiştirdiği” anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde (TMK. m. 166/1), yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.’’ Y2HD. 23.02.2004. 1**4-2**3 “… Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının,” görme Özürlü olan kocasını dövdüğü, ağzına sıçarım diyerek hakaret ettiği, kapıyı üzerinden kilitleyip gittiği; davacı ve ailesinin de davalının ölen ilk eşinden olma çocuklarını istemedikleri, davacının davalıya ve ailesine küfrettiği, son olayda da davalıyı, annesiyle birlikte dövdükleri” anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar (TMK.m. 166/l) verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır. Bu yönün ilk incelemede gözden kaçtığı belirlendiğinden davacının karar düzeltme isteğinin kabulü ile hükmün gösterilen sebeplerle bozulması yönüne gidilmiştir.” Y2HD. 10.05.2004. 5**5-6**6 “…Toplanan delillerden; “davacının, davalının ilk eşinden olan kızını istemediği, onu rakip olarak gördüğü, bu çocuğa anne sevgi ve şefkati göstermediği, çocuğun devamlı olarak babaannesinin yanında kaldığı, davacının da babasının ameliyatı nedeniyle baba evinde bulunan davacıya telefon açarak davacıyı istemediğini, onu beğenmediğini söylediği ve bir süre sonrada davacıya ait eşyaları gönderdiği” gerçekleşmiştir. Boşanmaya sebep olan hadiselerde tarafların ikisi de kusurludur. Birinin kusurunu diğerinin kusurundan baskın kabul etmek mümkün değildir. Y2HD. 17.05.2004 5**8-6**8 “…Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının birlik görevlerini yerine getirmediği,davacı kadının Önceki evliliğinden olma çocuğunu dövdüğü anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar (TMK. md. 166/1) verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.” Y2HD. 07.10.2004. 9**9-1**1 “…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle “üvey çocuğuna özen ve ilgi göstermeyen” (TMK. 338/1 md.) davacı kadının da boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olmasına göre aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz İtirazları yersizdir.” Y2HD. 07.12.2005. 1**2-1**0

Bu içerik 18.03.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 75 kez okundu.

Yorumlar (0)

Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmadı !! İlk yorum yapan siz olun.
YENİ YORUM YAP

Yorum Yap

İşlemin sonucunu giriniz.

Benzer İçerikler