Genel Olarak Mal Paylaşımı

MAL REJİMİ :



a) Genel olarak:

Evlilik sırasında edinilen malvarlıksal değerlerin paylaşımını esas alan sistemdir. bu gün için yasal mal rejimi “edinilmiş Mallara katılma” rejimidir (Mk. m. 218 vd). Sistemin temel özellikleri olarak evlilik devam ettiği sürece her eşin kendi malları üzerinde serbestçe tasarruf etmesini, kendi borçlarından kişisel olarak sorumlu olmasını, eşlerin elde ettikleri kazançları ile evlilik süresince edindikleri malların mal rejiminin sona ermesi halinde nakdi olarak paylaştırılmasını öngördüğünü söyleyebiliriz. Eşlerin tüm malvarlıkları global olarak tasfiye edilmekte ve edinilmiş mallar üzerinden bir artık değere ulaşılması hedeflenmektedir.

b) 2002 öncesi sistemi:

aa) Genel olarak: Mal ayrılığı rejimi geçerlidir. Yargıtay katkı payı kavramını getirmiştir. Katkı payı sözleşme ilişkisi (bağışlama, inançlı işlem, vekalet, adi şirket sözleşmeleri) veya aile hukuku işlemi olarak görünebilir. Ayni veya nakdi talep hakkı verir.

bb) Katkı payı kavramı:

“Katkı payı” kavramı kanunlarımızda yer almamakla birlikte 2002 öncesi mal ayrılığının geçerli olduğu sistemde, eşlerden birisinin üzerinde görülen bir malda diğer eşin katkısının evliliğin boşanma ile sona erdiği durumda talep edilmesine imkan vermek üzere, bu çerçevede doğan alacağı ifade eden mal paylaşımı ve Yargıtay tarafından “alacak hakkı kaynağı bir hukuki kurum” niteliği kazandırılmış bir kavramdır.

İsabetli bir uygulama ile Yargıtay, bağışlama şartlarının olmadığı bu hallerde işlemi gelecekte ortak yararlanma kastına dönük bir işlem olarak nitelemektedir. Alman Hukukunda, temelinde aile içi ortaklıktan doğan bir işlem olarak nitelenen bu işlemlerin, evliliğin sona ermesi hallerinde belli bir tasfiyeye tabi tutulması kaçınılmaz olarak görünmektedir. Bu tasfiyenin dayanağı, işlem temelinin çökmesi olarak adlandırılmakta ve bu çerçevede aile içi ortaklık nedeniyle gelecekte yararlanma amacına dönük olarak yapılan bu işlemin evliliğin sona ermesi ile temelinin çöktüğü kabul edilerek ya aynen ya da çoğu zaman tazminat olarak iade edileceği belirtilmektedir.

Yargıtay aynı terminolojiyi kullanmasa da; kararlarında evlilik süresince birlikte yararlanma esasına dayalı edinilmiş malvarlıklarından bu süre boyunca yararlanmaya dönük akdi ilişkinin evlilik birliğinin sona ermesi ile temelini kaybettiği ve bu malvarlığının edinilmesine yapılan katkının da bu çerçevede geri verilmesi gerektiğini istikrarlı olarak savunmaktadır. İşlemin amacı, ya da işlemi yapan kişinin tasavvuru evlilik süresince söz konusu değerden birlikte yararlanmak olduğuna göre evliliğin sona ermesi ile bu tasavvur sona ermiş olmaktadır. Bu durumda Yargıtay’ın kabul ettiği dengeyi sağlayıcı çözüm, yapılan katkının dava günündeki değeri nazara alınarak iadesini sağlamaktır. Yani var olan sözleşme ilişkisi yararlanmanın sona ermesi ile değişik bir içeriğe bürünerek, yapılmış olan katkının iadesi ilişkisine dönüşmektedir.

Böylece katkı payının Borçlar Hukuku kapsamında bir alacak hakkı doğurduğu kabul edilmektedir. Ancak uygulamada Yargıtay, özellikle taşınmazlara yapılan katkıda, katkı yapan eşin aynî talebini kabul etmemekte, yani taşınmazın belli bir payının diğer eşe aidiyetini kabul etmek suretiyle tescili talep hakkı vermemektedir. Yargıtay katkının karşılığı olarak, katkı oranında alacak hakkı tanımaktadır.

Katkı payını talep hakkının zamanaşımının on yıl olduğu Yargıtay tarafından kabul edilmektedir.

2. SEÇİMLİK MAL REJİMLERİ (MK. m. 242vd)

• Mal ayrılığı • Paylaşmalı mal ayrılığı • Mal ortaklığı Seçim, resmi sözleşme olarak noterde yapılabilir.

3. MAL REJİMİ SÖZLEŞMESİ YAPILMASI:

a) Yapılma zamanı: • herhangi bir zaman içinde, evlenecek olan taraflarca(nişanlılar), noterde düzenleme veya onama şeklinde yapılabilir; • Veya evlenme başvurusu sırasında yazılı olarak yapılabilir. bu halde sadece seçme yapılabilir (MK. m.205) • eşler, evlilik herhangi bir nedenle sona erinceye kadar her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesi yapabilirler. Bu sözleşme, m.205 gereği resmi şekilde yapılmalıdır. Küçük ve kısıtlılar izne tabidir.

b) Sözleşmenin içeriği: Seçilen mal rejiminin tabi olduğu hükümlerden, - taraflara sözleşme özgürlüğü tanıyan alanlarda - değişiklik yapılabilir. Özgürlük sadece kanunda yer alan rejim tiplerinden birini seçmeye yöneliktir. Bu kural, emredici bir hüküm olarak düzenlenmiştir. Geçmişe etkili sözleşme yolu ile mal rejiminin uygulanması değiştirilemez.

4. OLAĞANÜSTÜ MAL REJİMİ

a) Olağanüstü mal rejimine geçiş sebepleri:

MADDE 206.- Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.

Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:

1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması, 2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması, 3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi, 4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması, 5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.

Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilciside bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.

b) Olağanüstü mal rejimine geçilmesi kararının sonuçları

MK. m. 206 gereği, eşlerden birinin (ya da yasal temsilcisinin) talebi sonucu, haklı sebeplerin varlığı kanıtlanınca, mahkeme eşler arasındaki mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verecektir.

Bu karar, değiştirici yenilik doğurucu bir karar olup, kararın kesinleşmesi ile birlikte, eşler arasındaki mevcut mal rejimi dava tarihinden itibaren kendiliğinden sona ermiş ve (bkz. m.225/f.2; 247/f.2; 271/f.2) eşler mal ayrılığına geçmiş sayılırlar.

MK. m. 212 hükmü gereği, mal ayrılığına geçildiği takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal rejiminin tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere göre yapılır.

Mahkemenin bu (dönüşüm) kararı ile birlikte, eşler arasında yasal mal rejimi olarak “mal ayrılığı rejimi” hüküm sürer. Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir.

5. MAL REJİMİ DAVALARINDA YETKİ: eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir (MK. m 214).

1) Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri (Aile mahkemesi)

2) Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme,

3) Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

6. EVLİLİKTE MALVARLIĞI:

a) Genel olarak:

• erkek eşin “edinilmiş malları” ve “kişisel malları” • kadın eşin “edinilmiş malları” ve “kişisel malları” • erkek ve kadın eşin mülkiyetindeki “paylı (müşterek) mallar” Paylı mallarla ilgili tasarruf diğerinin rızasına bırakılmış ve tasfiyede üstün yararı ispat ederek malı bölünmeden alma hakkı tanınmıştır (m. 223 ve 226).

b) Edinilmiş mallar: (MK. m. 219).

1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler:

a) “edinilmiş mal”, mal rejiminin devamı süresince, yani yasal mal rejiminin başlangıcından sonuna kadar olan süreç içinde edinilmiş (mülkiyeti elde edilmiş) olmalıdır. Yasal mal rejiminin başlangıcı: a) evlenme tarihi,

b) 1 Ocak 2002

b) Karşılığı verilerek edinilmiş olmalıdır: (satım, trampa, istisna, vekalet, hizmet v.b. gibi sözleşmeler kapsamında elde edilen edimler).

c) “Edinilmiş mal” değeri için verilen ya da ödenen ivazın da kaynağının “edinilmiş mal”, ya da maddenin 4. bendinde belirtildiği üzere “kişisel mal geliri” olması ve mal rejiminin uygulanmasından sonra kazanılmış olması gerekir.

2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler: Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar: MK. m.219/b. 2, 3) ve yaşlılık, malullük, işten çıkarılma, iş kazası, ölüm vb. karşılığı olan tazminatlardır.

MK. m. 228/II gereği, evliliğin devam ettiği süre içindeki nominal karşılığının bulunması gerekir.

Buna karşılık, bu tazminatın evlilik sona erdikten sonra, o eşin yaşam süresi içindeki değeri ise “kişisel mal” olarak değerlendirilecektir.

Mal rejiminin tasfiyesi esnasında halen o eşin mal varlığında (para ya da ikame bir değer olarak) yer alıyorsa, edinilmiş mala dahil kısım tasfiye hesabına dahil edilecektir.

3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar: Maluliyet tazminatını kapsamaktadır. 4. Kişisel mallarının gelirleri: Kişisel mal gelirlerinin MK. m.685 anlamında hukuki ya da doğal ürünler (semereler) olarak kabul edilmesi gerekir. Örneğin, eşlerden birine ailesinden miras olarak kalan tarladan elde ettiği ürün ya da değeri, miras kalan evin kira geliri , bir eşin evlenmeden önce (ya da evli ise, 1 Ocak 2002 tarihinden önce) sahip olduğu hisse senetlerinin getirdiği gelir, yine bir eşe bağış olarak verilen paranın bankada elde ettiği faiz miktarı edinilmiş maldır. Ancak sözleşme ile kişisel mal gelirleri edinilmiş malların dışına çıkarılabilir (MK. m. 221).

5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler: Eşlerden birinin edinilmiş malını elden çıkarması sonucu, onun değeri ile almış olduğu yeni malvarlığı değeri, örneğin, eşlerden birinin maaşından yaptığı birikimlerle satın aldığı otomobil veya otomobilin kaza yapması sonucunda sigortadan aldığı tazminat bu kapsama girer.

c) Kişisel mallar (MK. m. 220)

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya 2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri: Mal rejiminin başlangıcında sahip bulunulan mal varlığı değerleri, miras yoluyla edinilen malvarlığı değerleri, karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri (bağışlar). 3. Manevi tazminat alacağı 4. Kişisel mallar yerine geçen değerler 5. Sosyal Güvenlik kurumları ödemeleri: Sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı toptan ödemelerin veya çalışma gücünün kaybı nedeniyle toptan ödeme şeklinde alınan tazminatın mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme ait olan kısmı (MK. m.228/2) da kişisel maldır.

7. İSPAT KURALLARI: (MK. m. 222 m. 230) Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır: Paylı Mülkiyet karinesi.

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir: Edinilmiş Mal Karinesi.

Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır: Edinilmiş Mal Borcu Karinesi.

Bu hükümlerden yararlanabilmek için, mal rejiminin sona ermiş ve tasfiyenin başlamış olması gerekir.

8. EVLİLİK İÇİNDE MALLARDAN YARARLANMA VE TASARRUF: - Her eş her tür malında yönetim, tasarruf ve yararlanma hakkına sahiptir. bu yönü ile yasal mal rejimi “mal ayrılığı” rejimi ile benzeşir. - Eşler bu kural çerçevesinde “kişisel malları” yanında, “edinilmiş malları” üzerinde de aynı yetkilere sahiptir. - Borçlardan kişisel sorumluluk esası geçerlidir. Bu özgürlüğün sınırları: - Evliliğin genel hükümleri kapsamındaki sınırlamalar (MK.m.194 ve 199). - Yasal mal rejimi kuralları gereği paylı mülkiyetteki sınırlamalar (Mk m. 223/II). - MK. m. 229’a giren karşılıksız kazandırma ve devirlerdir.

9. YASAL MAL REJİMİNİN SONA ERMESİ:

a) Sona erme sebepleri:

Eşlerden birinin ölümü, başka bir mal rejiminin sözleşme ile kabulü Boşanma ya da evliliğin iptali Mk.m.206 gereği mahkeme kararı ile “Mal Ayrılığı” rejimine geçiş.

b) Sona erme zamanı:

1. Eşlerden birinin Ölüm Tarihi 2. Mal Rejimi Sözleşmesi Tarihi (Geçmişe etkili yapılamaz) 3. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi hâllerinde, Dava Tarihi 4. Mahkemece mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi halinde Dava Tarihi (Dönüşüm davası, MK. m.206) Eşler arasında ister yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi; ister seçimlik mal rejimlerinden biri geçerli olsun; boşanma kararı ile birlikte mal rejimi, davanın açıldığı tarihten itibaren sona ermiş sayılacaktır. Mal rejiminin sona ermesi ile birlikte de tasfiyesi istenecektir. Mal rejimi, bir anlaşma ya da dava ile tasfiye edilebilir.

10. MAL REJİMİNİN TASFİYESİ:

a) Genel olarak:

Öncelikle her iki eşin malvarlıklarının ayrı ayrı tasfiye edileceğini belirtmek gerekir. Her eşin edinilmiş ve kişisel malvarlığı değeri ayrılacak; bu arada kişisel mal olduğu ispatlanamayan mal, edinilmiş mal sayılacaktır. Bir eşin malı diğer eşin zilyetliğindeyse, tasfiyenin başında bu eş malını diğer eşten talep edebilir. Diğer eşe karşı bir istihkak davası açmak yerine, iade talebine tasfiye davası dilekçesinde yer verilmesi, zilyetliği talep eden eşin ayrıca bir harç ödememesi avantajını sağlamaktadır.

Eşlerin tüm malvarlıkları global olarak tasfiye edilmekte ve edinilmiş mallar üzerinden bir artık değere ulaşılması hedeflenmektedir.

Belirli bir mal grubuna ait borç, bu mal grubundan düşülecektir.

Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır (Mk. m. 232).

Sürüm değeri; bir malın değerlendirileceği ana göre normal piyasa değeridir. bu nedenle o malın devir değeri değil, objektif piyasa değeri bulunarak tasfiye hesabına katılır.

Eşlerin birbirlerine aktardıkları değerler arasında bir denkleştirme yapılacak, bu kapsamda değer artış payı da göz önünde bulundurulacaktır (MK. m. 230). Bu madde hükmü gereği, m. 227’ de yer alan “değer artış payı” alacağının belirlenmesinde olduğu gibi, katkı oranı hesap edilecektir. Bu katkı oranı bulunurken, eşin, kendi malına yapmış olduğu bir katkı sonucu bu malda değer artışı olmuşsa, değer artış oranı karşılığı bulunur. Bu oran katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre, aynen 227. maddedeki gibi hesaplanır. Şayet katkı yapılan mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre katkı alacağı belirlenir. Bu çerçevede bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallarından ödenmiş ise; bu durumda aynı eşin tasfiye hesabında yapılacak olan denkleştirmede, o maldaki değer artış oranına göre bulunacak olan katkı miktarı, aktif tarafta edinilmiş mal değeri olarak yer alacaktır. Yine bir eşin edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise; bulunacak olan katkı miktarı, bu defa aynı eşin tasfiye hesabında pasif tarafta edinilmiş mal borcu olarak yer alacaktır.

b) Tasfiye anı

Tasfiye anının ne olduğu, söz konusu madde düzenlemesinde açıklanmamıştır. Bu nedenle bu anın hangi zamanı karşılayacağı konusunda çeşitli yorumlar yapılabilir. Ancak Yargıtay’a göre tasfiye anı, mahkemenin karar tarihidir.

Dava sonuçlanıncaya kadar geçen zaman içerisinde malvarlığı değerlerindeki olası değişiklerden tarafları korumak amacı ile, değerlendirme anının karar günü olması tercih edilmelidir. Bu sonuç, kıyasen MK. m.564/II ve mirasın paylaşılmasında paylaşma zamanındaki değeri esas alan m. 657 hükmü ile de bağlantılıdır. Böylece bir mirasçının miras sonucu paylaşım ile, aynı mirasçının eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi sonucu elde edeceği değerler arasında bir uygunluk sağlanmış olacaktır.

Tasfiye anı, mahkemenin karar günü olarak kabul edilecek olursa, bilirkişi raporlarına göre yapılan değer tespitlerini, hakim, karar tarihi ile raporların sunulma tarihi arasındaki zaman farkını dikkate alarak, meydana gelebilecek olan olası değişiklikleri, durumun özelliklerine göre yeniden değerlendirme yaptırarak katılma alacağı oranında belirlemelidir.

Bu içerik 23.05.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 223 kez okundu.

Yorumlar (0)

Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmadı !! İlk yorum yapan siz olun.
YENİ YORUM YAP

Yorum Yap

İşlemin sonucunu giriniz.

Benzer İçerikler