Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebi ile Boşanma Davası

Haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davasında usul hükümlerini aşağıdaki ayrımlamaya göre incelenmesi genel kabul görmüş bir uygulamadır.; 1. Davanın tarafları, 2. Kusur unsuru, 3. İspat yükü, 4. Çekilmezlik koşulu, 5. Evlenmeden önceki haysiyetsiz yaşam, 6. Süre, 7. Velayet. Şimdi bu konuya ilişkin olmak üzere Yargıtay’da yapılan uygulamalara incelenen içtihatlar ve kararlar neticesinde örnekler de vermek suretiyle ayrıntılı açıklamalar aşağıdaki gibidir. Boşanma Davasının; TARAFLARI 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun m. 163 hükmündeki sebebe dayanılarak boşanma davası açmak hakkı bu yaşamın dışında kalan eşe aittir. Hukukun temeli olan hiç kimse kendi kusuruna dayanarak bir fayda edemez mantığı ile oluşan genel kabul görüşüne göre haysiyetsiz hayat sürme ve olası bundan fayda elde eden taraf bu neden ile bir boşanma davası açması da mantığa aykırıdır. Kocasını; bir başka erkeğe duyduğu ilgi nedeni ile başlayan yeni ilişkisinin selameti ve geleceğini düşünerek var olan evliliğini bitirme kararı alan kadının kocasının bu sebebe dayandırarak boşanma davası açarak ayrılması hukuka aykırıdır. Ailenin toplum içindeki anlayışını olumsuz etkileyecek böyle bir davranış kabul edilemez. Fakat aynı kadın evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayandırarak dava açarak bu davayı yıllar boyu sürdürebilir ve amacına nail olabilir. Fakat bu yasa maddesine dayanarak istem de bulunur ise bu dava red edilir. Haysiyetsiz hayat sürme sebebi ile açılan Boşanma Davasında KUSUR UNSURU Akıl hastası veya ayırt etme gücünden yoksun eşe karşı haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı olarak boşanma davası açılamaz. TMK. m. 10 hükmüne göre ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. İradi davranışın esasını teşkil eden bu madde yasa olarak kanunlarımızda mevcuttur. Başka bir anlatımla haysiyetsiz hayat sürme bir tercih sebebi olarak kusurlu hareket etmiş olmaya başka bir anlatımla kasta dayanır. İrade esastır ve kişinin iradesi ile oluşmuş olması ön koşulu geçerlidir. İradi olmayan bir hayat biçimi süreklilik göstermiş bulunsa bile haysiyetsiz hayat sürme olarak değerlendirilemez. (YALÇINKAYA/KALELİ, s. 743.) İradesi dışında haysiyetsiz bir hayat süren kişi akıl hastası ise diğer koşullarının da bulunması halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun akıl hastalığı sebebiyle boşanma (TMK. m. 165) maddesine göre boşanma davası açılabilir. ( 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 133 üncü maddesi. ) Anadolu da taşrada yaşanan sonu çok kötü biten olay şöyle cereyan etmiştir. ** Köyün akıl hastası kızına tecavüz girişiminde yakalanan erkek cezadan kurtulmak için akıl hastası kızla evlenmiştir. Kadından bir çocuk sahibi de olmuştur. Daha sonra kadının kendi dürtülerini kontrol edememesi nedeni ile başka erkekler ile birlikte olmasını ve bunun sürekliliğini doktor kanıtları ile ispatlamıştır. Amatör avukatı ise bu yasa maddesine dayandırarak boşanma davasını açmış. Yerel mahkeme tarafından da bu dava iki yılın sonunda red edilmiştir. Avukat bir yıla yakın süren temyiz sürecine de davacıyı sürüklemiş yargıtayın kararı onaması ile red edilen dava nedeni ile 3 yıl yeniden aynı sebebe dayandırılacak bir dava açamadığı gibi taraf olduğu bu davada kullanılan delilleri başka sebebe daandırılan bir dava da da kullanamayacak ve dava sonuçlanmadan önce ıslah istemi de olmadığı için yeni delillerin oluşmasını bekleyen ve bir müddet yeni dava açamayan kocanın yıllar süren ve sonrasında yine 6 ay kadar süren akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasının sonuçlanmasını beklemiştir. Davacı koca tek akıllıca yaptığı şey ise iki davada farklı avukat kullanmasıdır. Buradan da görüldüğü üzere 6 ayda sonuçlanabilecek bir boşanma davasının gerçekten tenzih ederek söylemek gerekirse tamamen ile vicdan sınırları dışında kalan ilk avukatın yaptığı birbiri ardına gerçekleşene hatalı işlemler mevcuttur. İSPAT YÜKÜ İspat yükü iddiayı yapana yani davacıya aittir. (ÖZTAN, 237. YALÇINKA YA/KALELİ, s. 741 ) Genel kurala göre diğer tarafın ( davalının ) haysiyetsiz bir hayat sürdüğünü bunu iddia eden davacı kanıtlayacaktır. Kanıtlanamazsa dava reddedilmelidir. İspatlanamadığı taktirde davalının (suç isnat edilen eşin ) davacı aleyhine iftira nedeni ile ceza davası açabilme koşulları gerçekleşmiş kabul edilebilir. Aynı zamanda ispat olmadan davacının kanıtlayamadığı sebepler ile başlattığı hukuksal mücadele davalı lehine bir boşanma davası delili de teşkil eder. Her iki durumda da maddi ve manevi tazminat gündeme konu olacaktır. Bu nedenledir ki uzman bir boşanma avukatı analizi ile yola çıkılmadığı takdirde beklenilen sonuçlar alınamayabilir. Üstelik zarar verici sonuçlar ortaya çıkabilir. Boşanma davalarında avukatınızın uzmanlığı yani boşanma davanızı takip eden boşanma avukatının uzmanlık derecesi son derece önemlidir. Eğer Davacı delil olarak suç teşkil etmeyen fakat resmi organlar altında haysiyetsiz tanımına uyan bir kayıt işlemi ile davayı açabilir. (örneğin:Kadın -birden fazla – kolluk güçleri tarafından düzenlenen fuhuş operasyonunda göz altına alınarak kayıt altına alınabilir.) “..Dava, davalının haysiyetsiz hayat sürdüğü iddiasıyla açılmıştır. Davalı kadının haysiyetsiz hayat sürdüğüne ilişkin yeterli ve inandırıcı delil getirilememiştir. Tanık beyanlarındaki olayların haysiyetsiz hayat olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Türk Medeni Kanununun 163. madde koşulları oluşmamıştır. Geçimsizlik nedenine dayalı bir davada bulunmamaktadır.Gerçekleşen bu durum karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirmiştir.” Y2HD, 11.10.2006,6**0-1***3.

Boşanma davası: İki ayrı boşanma sebebine de dayanılabilir; “Dava dilekçesindeki açıklamalardan boşanma sebebi olarak haysiyetsiz hayat sürme (TMK. m.163) yanında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına da (TMK. m. 166) dayanılmıştır. Delillerin bu çerçevede değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”’ Y2HD, 09.02.2005, 8*3-1**8.

Davalının taraf olmadığı bir davada sabit kabul edilen maddi vakıalar haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davasında (TMK. m. 163) delil olarak kabul edilemez. Bunu şu şekilde açıklayalım. Somut ve hayali senaryo değildir yazının devamında yargıtay kararı mevcuttur: Siz bir erkeksiniz ve eşiniz bir başka erkekle para karşılığında ilişki yaşarken yakalandı. Diğer erkeğin boşanma davasında eşinizde tanık olarak dinlendi ve kendisi ile defalarca para karşılığında birlikte olduğunu kabul etti. Siz bu dava tutanaklarını delil olarak görebilirsiniz. Yasa açıkça derki eşinizin ifadesinin bulunduğu tutanaklar başka bir boşanma davasının konusudur ve davalı olan ve sizin bu ifade ile defalarca size ihanet eden eşinizin haysiyetsiz hayat sürdüğünü eşinizin ifadeleri ile ispatlayabiliyorsunuz. Fakat eşinizin taraf olmadığı bu ifadelerin bulunduğu boşanma davasının kayıtları Hukuk mahkemeleri usul kanununda belirlenen sebep ile delil olarak görülemez. Siz bir boşanma davası açacak iseniz ve daha fazla tazminat alabilirsin cümlesi ile avukatınız tarafından haysiyetsiz yaşam sürme sebebi ile istem talebine yönlendirilmiş olabilirsiniz. Çok büyük bir gaflet yapıyorsunuz. Eğer eşiniz iyi bir avukat ile yola çıktı ise (ki herkes boşanma davasında karşı tarafın en iyi boşanma avukatı tuttuğunu düşünerek ona göre hareket etmelidir.) sizin canınızı ve cebinizi çok ciddi yakabilir. “…Davacı iddialarını delil ile ispat etmek zorundadır. (TMK. 150) Çekilmez hale koyacak derecede haysiyetsiz bir hayat süren eş hakkında diğer eşin her zaman boşanma davası açabileceğini öngörmüştür. Dava münhasıran kadının haysiyetsiz hayat sürdüğü iddiasıyla açılmıştır. Yasada öngörülen haysiyetsizlik bir yaşam tarzını ifade eder. Boşanmaya karar verilebilmesi için bu yaşam tarzının ortak hayatı çekilmez hale getirecek boyuta ulaşması gerekmektedir. Kadının taraf olmadığı bir davada sabit kabul edilen maddi vakıalar bu davada delil olarak kabul edilemez. Davacı iddiasını ispat için başka delilde getirmemiştir. O halde mahkemece yasanın yorumunda ve delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle karar bozmayı gerektirmiştir.” Y2HD, 17.6.1993, 5**1-6**6. Bu nedenle tüm takipçilerimize her zaman önerdiğimiz gibi uzman yardımı fark yaratacaktır. Uzman ve deneyimli bir boşanma avukatı ile içinde bulunduğunuz durumu analiz edin. Haysiyetsiz hayat sürme sebebi ile açılacak boşanma davası belirli ispatları isteyen ve zorunlu gören bir davadır. Haysiyetsiz hayat kosulları için. • Eşiniz haysiyetsiz mesleklerden birini yapıyor veya haysiyetsiz yaşam sürüyor olmalı. • Haysiyetsiz meslek icra ediyorsa; bu meslek evlenme tarihinden sonra icra edilmeli. Siz bu bilgiye ulaştıktan sonra hak düşürücü süre sonlanmadan yasal başvuru süresi içerisinde boşanma istemini yapmalısınız. Bu boşanma isteminin yapıldığı tarih ile bu bilgiyi öğrendiğiniz tarih arasında af niteliğinde olabilecek davranışları eşinizin ispat etmesine olanak vermeyecek kararlı davranmalısınız. • Haysiyetsiz yaşam sürüyorsa; İhanet veya aldatma, sizin dışınızdaki tek bir erkek veya tek bir kadın ile yaşanıyor olması haysiyetsizlik olarak görülmeyecektir bilesiniz. • Süreklilik önemlidir. Bunun sürekli olduğunu ispat etmelisiniz. İspat için kullanacağınız araçlar HMUK tarafından kabul edilen araçlar olmalı. Tek başına tanık söylemleri son derece büyük risk taşımaktadır. Tüm bu nedenler ile avukatınız dışında sizi haysiyetsiz yaşam sürme sebebi ile boşanma davası açma yönündeki yönlendirmeleri uygulamaya geçmeden önce tekrar düşünün. Yasa da böyle bir madde olması farklı bir kavramdır. Bu boşanma sebebinin usul ve esasları nedeni ile; ilgili bu sebebe dayandırılarak açılan boşanma davasını süreçlere uygun yönetmek farklı bir kavramdır. İçinde olduğunuz bu zor durumu değerlendirme işini lütfen kendi seçiminiz olan uzman ve deneyimli boşanma avukatınız ile birlikte yapmanız önerilir.

Bu içerik 18.03.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 89 kez okundu.

Yorumlar (0)

Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmadı !! İlk yorum yapan siz olun.
YENİ YORUM YAP

Yorum Yap

İşlemin sonucunu giriniz.

Benzer İçerikler