Tedbir Nafakası Verilmişse Dava Tarihinden Dört Ay Geçmiş Olmalıdır

Konuyu Öncelikle 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin hükümlerine göre incelemek gerekmektedir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 161 inci maddesi ile aile ödevlerinin yerine getirilmemesi ya da eylemleri ile diğer eşi tehlike, zarar ya da utanca düşürmeleri durumunda etkilenen taraf hakimden müdahalede bulunmasını isteyebilir. Hakimin ilk yapacağı iş daha ağır kararlar almadan Önce ona ödevlerini hatırlatarak ifaya davet etmektir. ( ZEVKLİLER, s. 801, AKINTÜRK, s. 134. ) Bu uyarıda bulunulmadan evlilik birliğinin korunmasına ilişkin Önlemlerin alınması caiz değildir. FEYZİOĞLU, s. 203. Bu uyarıdan bir sonuç alınmazsa hakim evlilik birliğini korunmasına ilişkin önlemleri alır. Kuşkusuz en ağır önlem 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/1 inci maddesine göre alınan ayrı konut edinmeye izin kararıdır. Ancak hakim bu çerçeveden olmak üzere 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine göre ayrı yaşamak zorunda kalan eş lehine uygun miktar bir nafakayı istekte bulunulması halinde verebilir. Uygulamada bu tür nafakaya “tedbir nafakası” adı verilmektedir. Üzülerek ifade etmek isterim ki 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 161 inci maddesinde yer alan ihtar kurumu sadece kitaplarda yer almaktadır. Oysa 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine göre verilen tedbir nafakası evlilik birliğinin korunmasına yönelik ve yasada öngörülen diğer önlemler arasında yer aldığı halde ihtar kurumu işletilmemektedir. Şimdilerde tamamen unutulmuş görülen Yargıtayın çok eski kararlarında bunu görmekteyiz.

Yargıtayın önceki yerinde uygulamasında 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 161 inci maddesi hükmünce davalı kocaya ihtar yapılıp kendisine verilen mehilin sonucu beklenilmeksizin nafakaya hükmedilemez idi. Y2HD. 19.8.1957, 4**3-4**4. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine göre verilen nafakanın terk sebebiyle açılan boşanma davasına etkisi nedir? Yargıtaya göre ihtar döneminde 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine istinaden açılan nafaka davası sonuca etkilidir. O dönemde tarafların ayrı yaşamalarını haklı bulan bir nafaka kararı terk sebebiyle boşanma İsteğinin kabulüne engeldir. Şöyle ki: Tedbir Nafakasının verilmesine ilişkin hükmün kesinleşmesiyle kadının o davanın açılış tarihi itibariyle ayrı yaşama hakkı olduğu belirlendiğine göre tedbir nafakası davasının açılış tarihinden itibaren 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132 inci maddesinde gösterilen iki ay geçmeden ihtar isteğinde bulunulamaz. Y2HD. 18.3.1996, 1**7-2**7.
Kararların oy çokluğu ile alındığı gözlenmektedir. Karşı oylarda ise “743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 161 inci maddesine göre karar verildiği ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162 inci maddesi uyarınca “ayrı konut edinme ve ayrı yaşama kararı” bulunmadığı, terkin haklı bir sebepten kaynaklanmış olması terk eden eşe süresiz olarak ortak konuta dönmeme hakkı bahşetmez, nafaka davasında davalı lehine nafakaya hükmedilmesi, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132. maddesi anlamında ayrı yaşamakta haklılığı göstermez”görüşü savunulmaktadır. Biz çoğunluğun görüşüne sonucu itibariyle katılıyoruz. Gerçekten de mahkemenin 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesinde yazılı “ayrı yaşamak keyfiyeti haklı olursa tespiti ve tasvibini kenara koyarak 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132 inci maddesine göre kadına “evlenmenin tahmil ettiği vazifeleri ifa etmemek maksadıyla” iki aydır ortak yaşamı terk ettin denilemez. Ancak buna karşın çoğunluğun da 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 164 üncü maddesini rafa kaldırarak tedbir nafakasının açılış tarihinden iki ay sonra kendiliğinden ihtar isteminde bulunulabileceğine ilişkin görüşünü kabul etmiyoruz. Ayrı konut edinmeye ilişkin karar alındıktan sonra lehine karar verilen eş aleyhine terke dayalı boşanma davası açılabilmesi için her şeyden önce, usu­len yapılması gerekli ihtardan önce ayrı konut edinmeye ilişkin kararın ortadan kaldırılması gereklidir”.
Nitekim karşı oy bu yöndedir. Ancak, BAŞAKLAR, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/1 inci maddesine göre alınan geçici önlemin; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 164 üncü maddesine göre kaldırılmasını haklı olarak söylerken 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine göre alınmış geçici önlemin 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 164 üncü maddesi gereğince kaldırılmasına gerek görmemektedir. Nitekim BAŞAKLAR, “ayrı yaşamakta haklılık ihtar talebinde bulunmaya engel değildir” diyerek 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132 inci maddesinde yer alan bizim “ortak yaşama son verme kastı” olarak adlandırdığımız manevi unsuru gözardı etmektedir. BAŞAKLAR, Nafaka Davaları. Ankara 1974. s. 59, Y211D. 12.10.1972. 5**6- 5**7. BAŞAKLAR, s. 59. Yargıtayın da manevi unsuru gözardı ettiğini İzlemekteyiz. Yargıtay. Medeni Kanun’un 162/3 üncü maddesine göre alınan geçici önlemin Medeni Kanun’un 164 üncü maddesi gerekince kaldırılmasına gerek görmeden makul süre sonra adeta kendiliğinden kalkacağını düşünmektedir. Nitekim makul süre sonra şeklen ihtara uymamak. tedbir nafakası alınıyor olsa bile boşanmayı engellemeyecektir görüşü egemendir. ( Y2HP, 4.11.1998. 10185-11807) İhtar döneminde bile nafaka al; ama ayrı yaşamakta haklı olma! Yargıtayın görüşüne göre, kadının 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine göre tedbir nafakası alması halinde bu madde metninde yazılı “ayrı yaşamak keyfiyeti haklı olursa” ibaresi sadece o davanın açılış tarihine kadar sonuç doğurmaktadır. Başka bir anlatımla 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine göre “ayrı yaşamakta haklı olan” kadının bu haklılığı davanın açılış tarihinden itibaren ortadan kalkmakta ve kadın nafaka davasının açılış tarihinden itibaren 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132 inci maddesinde ifadesini bulan ortak yaşama son verme kastıyla evini terk eden kadın konumuna sokularak evini keyfi olarak terk eden kadın statüsüne konularak ihtara muhatap kılınmaktadır. Bu görüşe katılmak olanaklı değildir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi­nin 164 üncü maddesi gayet açıktır. Hakim tarafından alınan önlemler ( ki Medeni Kanunun 162/3 üncü maddesine göre verilen tedbir nafakası da bu önlemlerden birisidir) sebeplerinin zevali halinde karı kocadan birinin talebi ile red olunur. Üstelik önlemi gerektiren sebebin kalktığını ispat yükü önlemin kaldırılmasını isteyen eşe aittir. Tedbir nafakası hakim tarafından kaldırılmadıkça “sebeplerin zevalinden” söz edilemez.

Yargıtayın uygulamasına göre tedbir nafakasının açılması tarihinden itibaren sebepler “kendiliğinden” zeval olmaktadır. “Terkin haklı bir sebepten kaynaklıyor oluşu, terk eden eşe süresiz olarak ortak konuta dönmemek hakkını bahşetmez” şeklindeki karşı oy gerekçesine katılmak olanaklı değildir. Kimse böyle bir şey iddia edemeyeceği gibi böyle bir şeyi iddia edene de rastlamadık. Burada bir hususu açıklamakta yarar vardır. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162 inci maddesi gereğince alınan önlemlerin ne kadar süre devam edeceği düzenlenmemiştir. Hakimin bu Önlemleri belirli bir süreyle almasını engelleyen bir husus yoktur. Hakim eşin bir yıl süreyle ayrı konut edinmesine izin verebileceği gibi diyelim ki dayak yemekten dolayı evden ayrılan kadının da sekiz ay süreyle tedbir nafakası almasını kararlaştırabilir. Bu tamamı ile hakim takdirindedir. Aslında süre belirtilerek alınacak önlemler daha isabetlidir. Örneğin kocasının dayağına maruz kalan kadının süre belirtilmeden nafakaya müstahak kılınması isabetsizdir. Etkisi yıllarca sürecek olan dövmeden bahsedilemez. Ancak buna rağmen hakim bir süre belirtmeden tedbir nafakası hükmetmiş olabilir. Uygulamada karşılaştığımız tedbir nafakasının neredeyse tamamı süresiz olarak verilmektedir. Tedbir nafakasının hakim tarafından süre belirtilmeden tayin edilmiş olması durumunda bu önlemin ömür boyu süreceğini düşünmek isabetsizdir. Hele hele ortak konuta süresiz olarak dönmemek diye bir olasılık bile olamaz. Böyle bir durumda, karı kocadan birinin başvurusu ile alınan bu önlemin kaldırılmasına karar verilebilir. Başka bir anlatımla, eve dönüp dönmemek kadının keyfine kalmış bir şey değildir. Kocanın 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 164 üncü maddesine göre yapacağı bir başvuru ile bu önlem ortadan kaldırılabilir. İşte böyle bir kararın alınmasına ilişkin hükmün kesinleşmesi tarihinden itibaren 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132 inci maddesinde yazılı manevi unsurun koşulları gerçekleşmiş olur. Bu kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren iki ay içerisinde ortak yaşama dönmeyen kadına 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132 inci maddesinde öngörülen biçimde ihtar isteminde bulunabilir.

Yargıtayın şimdiki uygulamasına göre hakimin 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesi uyarınca aldığı önlem adeta tedbir nafakasının açıldığı tarih itibarıyla kendiliğinden kalkmaktadır. Bu konuda karşı oylarda ileri sürülen bir görüş de “ayrı konut edinme kararı yoksa, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine göre ayrı yaşamada haklılık Medeni Kanun 132 inci maddesi anlamında bir haklılık değildir” şeklindedir. Oysa yasa 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesinde öngördüğü önlemi “ortak yaşamın tatiline bağlı” görmektedir.743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesi gereğince ancak, “ayrı yaşayan” eşlerden biri lehine nafakaya hükmedilir. Kadının ayrı yaşamakta haklı olması ile kadının ayrı konut edinme hali 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132 inci maddesinde yer alan manevi unsur açısından aynı sonucu doğurur. Başka bir anlatımla 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132 inci maddesinde yer alan manevi unsurun sadece ayrı konut edinme kararı ile gerçekleşeceği iddia edilemez.
Ayrı konut edinme kararı alınmadan da ayrı yaşamak hukuka uygun olabilir. Örnek vermek gerekirse: ortak yaşamın her iki tarafın arzusu ile tatil edilmesini söyleyebiliriz. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 164 üncü maddesi hükmüne göre aleyhine tedbir kararı verilen eş örneğin nikahsız yaşadığı kadınla ilişkisini kestiğini, bağımsız bir ev hazırladığını ve artık ayrı yaşamayı gerektiren herhangi bir sebebin kalmadığını beyan ve iddia ile hakimden konulan önlemin kaldırılmasını isteyecektir. Kocanın ihtar kararı ile bu sonuca ulaşması olanaklı değildir. Koca önce hakimden başka kadınla ilişkisini kestiğini belirterek önlemi kaldırtacak ve artık kadın anlayacak ki ayrı yaşaması için bir sebep kalmamıştır. Koca bundan sonra iki ay bekleyecek. Hala kadın eve dönmemişse o zaman ihtar isteminde bulunabilecektir. Tabii ki bu olaylar zinciri içerisinde kadın eşinin bir başka kadınla nikahsız yaşamasını bir boşanma davasına konu ederek boşanma isteminde bulunmamış olması da gerekmektedir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine göre verilen nafakanın terk sebebiyle açılan boşanma davasına etkisi nedir? Yargıtaya göre ihtar döneminde 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 162/3 üncü maddesine istinaden açılan nafaka davası sonuca etkilidir.
O dönemde tarafların ayrı yaşamalarını haklı bulan bir nafaka kararı terk sebebiyle boşanma isteğinin kabulüne engeldir. Şöyle ki: Tedbir Nafakasının verilmesine ilişkin hükmün kesinleşmesiyle kadının o davanın açılış tarihi itibariyle ayrı yaşama hakkı olduğu belirlendiğine göre tedbir nafakası davasının açılış tarihinden itibaren 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 132 inci maddesinde gösterilen iki ay geçmeden ihtar isteğinde bulunulamaz. Y2HD, 18.3.1996, 1**7-2**7. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 197 f. II hükmüne göre birlikte yaşamaya ara verilmesi bir haklı bir sebebe dayanıyorsa aile mahkemesi hakimi, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya ilişkin önlemleri alır. Yargıtaya göre ihtar döneminde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 197 f. II hükmüne göre açılan nafaka davası terk sebebiyle boşanma (TMK. m. 164) davasının sonuca etkilidir. “…Davalı kadının 28.3.2003 tarihinde tedbir nafakasına (TMK.m. 197) yönelik dava açtığı kocanın ise 5.8.2003 tarihinde dört ay geçtikten sonra süresi İçerisinde (TMK.m.164) ihtar isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı kadın kanunen korunmaya değer bir sebep olmadığı halde ortak konuta dönmediği gerçekleşmiştir.
Davanın kabulü gerekirken bu yönler gözetilmeden yazılı gerekçe ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.” Y2HD, 03.10.2005, 1**7-1**4. Tarafların ayrı yaşamalarını ihtar döneminde haklı (kılan ) bulan bir nafaka kararı terk sebebiyle boşanma isteğinin kabulüne engeldir. O halde böyle bir dava varsa incelenmeden karar verilmemelidir: “….Davacı cevap dilekçesinde bağımsız nafaka davası açtığını, lehine nafakaya hükmedildiğini ve İlamı icraya koyduğunu beyan etmiştir. Davalıdan tedbir nafakası dava dosyası numarası sorulup, celp edilerek tedbir nafakası davasının ihtar döneminde açılıp açılmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” Y2HD, 17.05.2004. 5**5-6**7. “…Davalı kadın 4.4.2005 tarihinde Osmaniye 1. Asliye Hukuk mahkemesinde 2005/231 esas sayılı nafaka davasını açmış, bu davada ayrı yaşamakta haklı olduğu kabul edilerek, lehine tedbir nafakasına hükmedilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Davacı koca, davalı kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu mahkeme kararı ile belirlenen dönem içerisinde 1.7.2005 tarihinde ihtar İsteğinde bulunmuştur. Davalının ayrı yaşamakta haklı olduğu dönemde davacının davalıya gönderdiği ihtar sonuç doğurmaz. Davanın bu sebeple red edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” Y2HD. 22.10.2007. 1**5-1**3. Tedbir nafakasının verilmesine ilişkin hükmün kesinleşmesiyle kadının o davanın açılış tarihi itibariyle ayrı yaşama hakkı olduğu belirlendiğine göre tedbir nafakası davasının açılış tarihinden itibaren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 164 hükmünde gösterilen dört ay geçmeden ihtar isteğinde bulunulamaz. Örneklemek gerekirse; “…Yapılan soruşturmaya, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere, ihtarın Türk Medeni Kanununun 164. maddesi ile 27.3.1957 günlü 10/1 sayılı İçtihadı
Birleştirme Kararına uygun bulunmamasına ve özellikle gönderilen yol giderinin gidiş gelir yol gideri ve uygun süre konaklama giderlerini karşılayacak miktarda bulunmamasına ihtar süresi içerisinde kadının tedbir nafakası davasının kabul edilmiş bulunmasına göre geçersiz ihtara dayanılarak açılan davanın reddi doğrudur. Bu sebeplerle temyiz istemlerinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına….” Y2HD. 29.12.2004. 1**1-1**1 ” Davalı kadın ihtar döneminde İskilip Asliye Hukuk Mahkemesinde 28.06.2002 tarihinde nafaka davası açmış, ihtar ise bu dönemde 9.7.2002 tarihinde istenmiştir. Nafaka davası kabul edilmiş ve 6.7.2004 tarihinde karar kesinleşmiştir. Nafaka davası sonucu kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu belirlenmiştir. Davalı ihtar kararına uymamakta haklıdır. Bu nedenle terk sebebine dayalı boşanma davasının reddi gerekir.” Y2HD. 24.11.2004. 1**4-1**4 “….Davacı 743 sayılı Türk Medeni Kanunun 132. maddesi uyarınca 28.3,2000 günü ihtar isteğinde bulunmuş bu İhtar 27.4.2000 günü davalıya tebliğ edilmiştir. Davalı 27.4.2000 gününden itibaren çağrılan eve dönmemekte haklı olduğunu her türlü delil ile ispat edebilir.Davalı 01.05.2000 günü açtığı nafaka davasında eşinden ayrı yaşamakta haklı olduğu kabul edilip nafakaya hükmedilmiş bu karar kesinleşmiştir. Bu kesin hüküm davalının çağrılan eve dönmemekte haklı olduğunun kabulünü zorunlu kılar.Davanın reddi gerekirken kabulü doğru bulunmamıştır.” “…Davalı kadın 29.4.2003 tarihinde İzmir 2. Aile Mahkemesinin 2003/433 esas sayılı nafaka davasını açmış ve bu davada ayrı yaşama hakkını kanıtlayarak tedbir nafakasına hükmedilmiş ve bu karar 2.6.2004’de kesinleşmiştir. Davacı koca kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu mahkeme kararı ile belirlenen dönem içerisinde 13.6.2003 tarihinde ihtar isteğinde bulunmuştur. Davalının ayrı yaşamakta haklı olduğu bir dönemde davacının davalıya gönderdiği İhtarın samimi olduğu kabul edilemez.
Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Yargıtay tedbir nafakası davasının sadece açılmış olmasını yeterli görmektedir. Örneklemek gerekirse; “İhtar döneminde davalı tarafından 7.7.2003 tarihinde tedbir nafakası davası açılmış, ihtar 18.7.2003 tarihinde istenmiştir. Bu yönüyle ihtar samimi olmadığından ve geçersiz (Tedbir nafakası davası açılmasından on bir gün sonra çekilmiş ihtar geçersiz kabul edilmektedir ) bulunduğundan davanın reddi gerekirken kabulü ve yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” Y2HD. 23.12.2004. 1**5-1**8. Yargıtay tedbir nafakası davasında davalının ihtar istek tarihinden önceki 4 aylık fiili ayrılık döneminden evvel nafaka isteğinde bulunmuş ve bu istek haklı kabul edilerek nafakaya hükmedilmiş ve karar da fiili ayrılık döneminde kesinleşmişse terk hukuki sebebine dayalı davanın reddi (oy çokluğu ile – karşı görüş mevcuttur. ) görüşündedir. Y2HD. 21.03.2005, 2**0-4**5. Karşı oy ise şöyledir: “Medeni Kanununun 164. maddesinin eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesi veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi, ayrılığında en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ise işlem üzerine hakim tarafından yapılan İhtarında sonuçsuz kalması halinde terk edilen eşin boşanma davası açabileceğini hükme bağlamıştır. Davacı 03.04.2003 de ihtar isteğinde bulunmuş karar 18.04.2003 de davalıya tebliğ edilmiş aradan yasanın aradığı iki aylık süre geçtikten sonra (TMK.md. 164/2) 26.06.2003 de boşanma davası açılmıştır. Davalı ihtar istek tarihinden önceki 4 aylık fiili ayrılık döneminden (03.12.2002) evvel (TMK.md. 164/2) 01.11.2002 de nafaka isteğinde bulunmuş ve bu istek haklı kabul edilerek 19.02.2003 de nafakaya hükmedilmiş ve kararda bu fiili ayrılık döneminde kesinleşmiştir. Nafaka davası fiili ayrılık döneminde (03.12.2002-03.04.2003) tarihleri arasında 19.02.2003″ de açılmamıştır.

Açılan nafaka davasının fiili ayrılık döneminde kesinleşmiş olmasının terk hukuki sebebine dayalı davaya etkisi yoktur. Bu düşünce bir nafaka davası açan ve yararına nafakaya hükmedilen eş hakkında artık terke dayalı dava açılamaz sonucunu doğurur. Kanununun amacının bu olmadığı da açıktır. (HGK.18.11.1998 gün 824/820. 2 H.D.) 29.01.2003 gün ve 1-1236 sayılı kararı ) Toplanan delillerden davalının çocuklarından S…h’in evlendiği 2001 yılı mart ayından beri eşinden ayrı yaşadığı anlatılmaktadır, fiili ayrılık dört yıla ulaşmıştır.Terkin haklı sebebe dayanmış olması terk eden eşe süresiz olarak eve dönmeme hakkını bahşetmez. Terke dayalı davanın reddedilebilmesi için terk deki haklılığın değil eve dönmemekte ki haklılığın kanıtlanması gerekmektedir. (HGK.26.01.1994 gün ve 774/8 sayılı kararı) Davalı (Kadın) 4 yıl süren fili ayrılık geçtikten, terke dayalı 26.06.2003 günlü dava dilekçesi kendisine tebliğ edildikten sonra 07.07.2003 de Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayanarak boşanma isteğinde bulunmuştur. Bu karşı dava terke dayalı boşanma isteğini sonuçsuz bırakmaya matuftur. Dürüstlük kuralı ile de bağdaştırılamaz. Mahkemece: terke dayalı davanın kabulü ve karşılık davanın reddine karar verilmesi gerekir, Y2.H.D. 10.02.2005 gün 443/1797 S.M.) Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun onama kararına iştirak edilmemiştir. İhtar döneminde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 197 f. II hükmüne göre açılan nafaka davası reddedilmişse terk sebebiyle boşanma (TMK. m.163 davası diğer koşulları da varsa kabul edilmelidir. “…Davacı kocanın daha evvelce açtığı boşanma davası reddedilmiş , karar 8.7.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Koca, red kararının kesinleşmesinden itibaren dört aylık süre geçtikten sonra 23. 11.2005 tarihinde eşinin eve dönmesi için ihtar isteğinde bulunmuş, istek doğrultusunda verilen ihtar kararı davalıya 31.11.2005 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtara dayalı bu dava ise 1.2.2006 tarihinde açılmıştır. Davalı kadını 23.08.2005 tarihinde açtığı nafaka davası reddedilmiş, bu karar da kesinleşmiştir.

Bu durumda davalı kadının ayrı yaşamakta haklı olmadığı hükmen belirlenmiştir. Davalı, usulüne uygun ihtar tebliğine rağmen ortak konuta dönmemekte haklılığını kanıtlayamamıştır. Türk Medeni Kanununun 164. maddesinde yer alan diğer koşullar da gerçekleşmiştir. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, isteğin reddi doğru görülmemiştir.

Ek Resimler

Bu içerik 23.05.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 261 kez okundu.

Yorumlar (0)

Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmadı !! İlk yorum yapan siz olun.
YENİ YORUM YAP

Yorum Yap

İşlemin sonucunu giriniz.

Benzer İçerikler