Ceza Avukatı

  • Anasayfa
  • Avukatlık Hizmetleri
  • Makaleler
  • İletişim

Blog başlıkları

  • Follow us on Twitter
  • Join our Facebook Group
  • RSS

Tehdit TCK 106

Bu yazı için 0 Yorum/ -Makaleler / -admin
05 Nisan 2012

Tehdit

Madde 106 – (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.

 

AÇIKLAMA

 

765 sayılı TCK’nun 188 ve 191 de düzenlenen tehdit suçları yeni TCK’da 106. maddede düzenlenmiştir. Yeni yasada şartlı tehdite yer verilmemiş, suçun bu şekilde işlenmesi alt sınırdan ayrılmayı gerektiren bir durum olarak hakimin takdirine bırakılmıştır. Bu suçla toplumdaki insanların huzur ve sükunu korunmak istendiğine göre tehdit doğrudan veya dolaylı olarak bu kişiye yönelmeli ve etkili-zorlayıcı olabilmelidir.Yani mağdur doğrudan ve bizzat tehdit edilebileceği gibi onun yakınlarına zarar verileceği bildirilerek de tehdit suçu işlenebilir. O zaman bu yakınların tehdit edilenle olan samimiyeti, ilişkileri, birbirine verilen değerler belirlenecek bu sonuca göre etkilenme derecesi saptanacaktır. Her somut olayda bunun yapılması gerekir. Yakınlık, akrabalık, hısımlık şeklinde hukuki olabileceği gibi, dostluk-arkadaşlık gibi fiili de olabilir.

            Tehdidin suç olarak düzenlenmesi ile kişinin iç huzuru ve özgürce karar verme yetkisinin korunması istenmiştir. Tehdit suçunun müstakil olarak cezalandırıldığı hal burada yer almıştır.

            “Mağdura yapılan tehdidin onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe oluşturmaya veya iradesini etkilemeye elverişli olması yeterlidir. Tehdidin mutlaka iç huzuru bozması yada korku ve endişe meydana getirmesi aranmaz. Failin eyleminin mağdur üzerinde ciddi bir korku meydana getirmeye elverişli bulunmaması durumunda suç oluşmayacaktır.” (Artuk-Gökcen-Yenidünya)

            “Kendisinin veya yakınının” deyimi ile suçun alanı genişledi. “Senin oğlunu öldürürüm” demek tehdittir. Buradaki yakını kavramında bir akrabalık ilişkisi zorunlu değildir. Somut olaya göre tehdide konu yapılan kişi ile mağdur arasındaki yakınlık, kişisel, sosyal ilişkiler dikkate alınır ve yapılan eylem mağdurun iç huzurunu bozacak nitelikte ise tehdit suçu oluşacaktır.

            Madde gerekçesinde şu açıklamalara yer verilmiştir:

            “Tehdidin koruduğu hukuki değer, kişilerin huzur ve sükunudur; Böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle söz konusu madde ile insanın kendine özgü sulh ve sükununa karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat tehdidin bu madde ile korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir.”

 

FAİL

Fail bakımından bir farklı durum olmayıp, herkesin fail olabileceği anlaşılmaktadır. Failin kamu görevlisi olması halinde, görevi nedeniyle verilen vasıtaları kullandığında TCK. 266. madde uygulanacaktır.

 

MAĞDUR

Belirli gerçek kişilerdir. Mağdur belirli gerçek kişi olmayıp ta belirsiz kişiler yada belirli gruplar hedef alındığında başka nitelikte (TCK. md.213) suçların oluşacağı bilinmelidir. Mağdurun, yapılan tehdidi algılayacak durumda olması gerekir. Aksi takdirde mağdurun yakınları tehdit edilmiş olacaktır.

 

BİLDİRME

Yargıtay, yakın zamana kadar bu kavramı, konuşarak sözle açıklamak şeklinde kabul ediyordu. Ancak, bildirmek, mağdurun bilgisine ulaştırmak, algılamasını sağlamak anlamını da içerdiğine göre anlamı çok açık olan bir davranışla da bu bildirim unsuru yerine getirilmiş olur.

            O nedenle Yargıtay son zamanlarda, silahı yakından mağdura dayayarak bir şey isteyen failin, kötülük konusundaki düşüncesini(seni elimdeki silahla yaralarım, öldürürüm), önerisini mağdura ulaştırdığı, bildirdiği şeklindeki kabulü isabetlidir.

            Aşağıdaki kararla ortaya konan görüş bazı oluşlarda tartışmaya açıktır. Söylendiği ve muhatabına ulaştığı an itibariyle tehdit suçu oluşup tamamlanmıştır. Eğer araya bir zaman fasılası girdiyse ayrıca gerçekleştirilen yaralama suçu da oluşacaktır. Belki tehdit sözleri telaffuz edilirken onlarla birlikte vurma veya başka eylemlerde, hem zaman sayılacak şekilde gerçekleştiriliyorsa karardaki görüş benimsenebilir. Örneğin “senin evini yakmazsam görürsün” derken aynı zamanda evi de tutuşturan failin sadece yakmadan sorumluluğu kabul edilebilir.

            “Oluşa ve dosya içeriğine göre, taraflar arasında meydana gelen kavga sırasında sanık Cemile’nin eline aldığı çıta ile müştekiye vurmaya çalıştığı, müştekinin kendisini sakınması üzerine ayakkabısını fırlatarak başından yaraladığı, aynı zamanda “seni öldüreceğim” diyerek tehditte bulunduğu nazara alındığında, sanık tarafından söylenen sözler müessir fiil iradesini açıklamaya yönelik olup, müessir fiil iradesini açıklamaya yönelik olup müessir fiil eylemini de aynı anda işlediğinden tehdit suçu oluşmayacağı cihetle, bu eyleminden dolayı beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, tehdit suçundan da ayrıca mahkumiyet kararı verilmesi” (Yargıtay 2. CD., 21.03.2007, 363/4081)

Tehdidin Konuları sayılmıştır.

a)      Hayatına,

b)     Vücut dokunulmazlığına,

c)      Cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırıda bulunacağını beyan ederse kamu davası vasfındadır ve cezası daha fazladır.

 

Eğer fail, mağduru “malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle” tehdit etmiş ise veya “sair bir kötülük edeceğinden bahisle” (örneğin eşcinsel olduğu yolunda haber yayacağını söylemek) tehdit etmiş ise failin eyleminin takibi şikayete tabii ve cezası daha azdır.

            Yeni yasada şartlı tehdit ayrıca bir suç olarak düzenlenmemiştir. Şartlı tehdit halinde de tehdit söz konusu olduğundan ve kişinin karar verme yetkisine açık bir saldırı bulunduğundan böyle bir durum olduğunda hakim cezanın üst sınırına yaklaşarak karar verebilir.

 

            Tehdidin suç olarak düzenlenmesi ile kişinin ve toplumun huzur ve sükunu korunmak istenmiştir. Kötülüğün yöneldiği kişi ile muhatap alınan kişi arasındaki ilişkinin boyutu ve samimiyeti, muhatap alınan kişinin iradesini etkileyebilecek boyutta olup olmadığına bakılacaktır.

 

            Malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratmadan ne kast ediliyor? Öncelikle 765 sayılı TCK. Zamanındaki uygulamanın devam edeceği anlaşılmaktadır. İlk olarak, muhatabın mallarına, malvarlığı değerlerine verilecek değerler anlaşılacaktır.

           

            Tehdit ile muhataptan ne istendiği açıkça ortaya konmuş olmalıdır. Mağdurdan belirli bir şey istenmektedir. Burada istek konusu olan husus ile saldırı tehlikesi karşısında bulundurulan mal varlığı arasında bir değerlendirme yapılmalıdır. Failin isteği ile isteğinin yerine getirilmemesi durumunda vereceğini iddia ettiği zararın karşılaştırılması gerekir. Mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratma, tehditle bir malvarlığı zararı verileceğinin ve bu zararın önemli/büyük olacağının anlaşılması halinde söz konusu olacaktır. Dikkat edilecek hususlardan birisi, istek konusu zararla mal varlığı arasındaki orandır. Eğer muhatap, verilecek mal varlığı zararını önlemek için haksız isteği yerine getirmeye mecbur olacaksa bu tercihi yapmak zorunluluğunu hissedecekse bu nitelikte bir tehdit vardır.

 

            SAİR BİR KÖTÜLÜK: Aksi takdirde sair bir kötülük durumu değerlendirilecektir. Bu kavramın pek de belirli olmadığı söylenebilir.

 

            Sair kötülük, 765 sayılı TCK. anlamında belki (sair tehdidat) denen ve öyle kabul edilen (765 sayılı TCK. 191/son) eylemleri kapsamına alır şekilde anlaşılabilir.

            Tehdit suçu ile yaptırılmak istenen husus ayrıca suç oluşturabilir. Eğer tehditten sonra, tehditle işlenmesi istenen suç ta işlenmişse her iki suç ayrı ayrı oluşacaktır. Aksine olan eski Yargıtay kararlarına rağmen yeni dönemde bu görüşten dönülmesi isabetli olacaktır. Şu son karar eleştirilmektedir. Zira suçun oluşma anını gözetmemektedir.

            “sanığın yakınana karşı elindeki bıçakla saldırıp (seni öldüreceğim) demesi ve salladığı bıçağı isabet ettirememesi üzerine anılan tanığın araya girip elindeki bıçağı alması biçimindeki eyleminde hareketlerinin ortaya çıkardığı kastın yaralama suçuna ilişkin bulunduğu ve bu sırada söylediği tehdit sözcüklerinin aynı kastı güçlendirici anlam taşıdığı ve öte yandan saldırı ile tehdit sözcükleri aynı anda gerçekleştirilmekle tehdit suçunun (gelecekte gerçekleşmesi beklenen zarar öğesinin) de oluşmadığı gözetilmeden TCY.nın 456/4, 62, 457/1. Maddeleri ile ceza verilmesi yerine, aynı yasanın 456/4, 61, 457/1 ve 191/2. Maddeleri uyarınca hükümler kurulması” (Yargıtay 4. CD., 9.10.2002, 13371/14607)

            Tehdit suçu, söylendiği anda oluşup tamamlanır. Kaldı ki, burada failin açıkladığı ve hatta gerçekleştirmeye çalıştığı iş yarım kalmış olup tamamlanma tehlikesi sona ermemiştir. Madde gerekçesinde bu husus açıkça belirtilmiş ve

            “suçun oluşması bakımdan tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir”

 

            Şeklinde ifade ile tartışmalı durumu sona erdirmiştir.

“tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Fail, tehdit fiilini işledikten sonra tehdit konusu kötülüğü gerçekleştirirse, bu kötülük suç teşkil ettiği takdirde gerçek içtima kuralları uygulanır.”(Artuk-Gökcen-Yenidünya)

            Zira tehdit birçok suçun nitelikli şeklini oluşturmaktadır.

            Örneğin, mağdura yerinden ayrılmaması veya bulunduğu yeri terk etmesi için tehdit yapılırsa TCK.109/2 maddedeki nitelikli hal oluşacaktır. Yeni TCK. da tehdit, şantaj ve cebir suçları iç içe değil, yan yana ayrı ve farklı unsurlardan oluşan bağımsız suçlardır.

            Örneğin, “şunu öldürmezsen arabanı yakarım” dendiğinde istenen şey ile yapılacağı söylenen zarar oransız olduğundan malvarlığına büyük bir zarar verileceği söylenemez. Bununla birlikte her iki hakkın karşılaştırılması yerine sadece verilecek malvarlığı zararını (arabayı yakma) gözetmek, bunun da büyük bir malvarlığı zararı olduğunu kabul mümkündür. Bunlar uygulamanın tespit ve tercihleri ile belirlenecektir.

            Bu düzenleme ile basit nitelikli korkutmaların suç olarak düzenlenmemesi hedeflenmiştir. Bir anlamı ile söylenen sözlerin mağdur üzerindeki korkutucu etkisi değerlendirilmiş, mal varlığına yönelik basit zarar verme tehditlerinin mağdurun iç huzurunu bozmayacağı ve onun karar verme yetisini etkilemeyeceği var sayılmıştır.

 

            MANEVİ UNSUR: Genel kastla işlenebilen suçlardandır. Önceki dönemde tasarlama unsuruna yer veren Yargıtay uygulamalarından dönülmesi beklenir. Zira tehdidin yapısında böyle bir farklı unsur bulunduğunu metinden anlaşılamadığı gibi, gerekçede de böyle bir açıklama bulunmamaktadır.

 

            Yargıtay 4. Ceza Dairesi yeni ve son kararlarında tehdit suçunda tasarlama öğesinin aranmadığına dair görüşünü sürdürmektedir.

            “Ancak; öfkenin suç kastını kaldırmadığı ve tehdit suçunda tasarlama öğesinin aranmadığı gözetilmeden aleyhteki kanıtlar gösterilerek hüküm kurulması gerekirken yasal temelden yoksun gerekçeyle beraat kararı verilmesi” (Yargıtay 4 CD., 28.6.2006, 4395/13223)

            Aksi görüş ve uygulamayı benimseyen Yargıtay 2. Ceza Dairesi şu son kararı ile yukarıdaki görüşe oldukça yaklaşmıştır denebilir.

            “Sanık hakkında tehdit suçundan verilen beraat kararına ilişkin yapılan temyiz istemine gelince:

            Sanığın (daha önce seni bıçaklamış idim ucuz kurtuldun, bu kere seni öldüreceğim) biçimindeki sözleriyle mağduru tehdit ettiği kabul edildiği halde, öfkenin suç kastını kaldıran bir etkisinin bulunmadığı, bir tehlike suçu olan tehdidin, bu suçla korunan hukuki yararı ihlal etmeye objektif olarak elverişli(ciddi) olmasının yeterli olduğu, ayrıca mağdur üzerinde korkutucu etki yaratmasının aranmadığı gözetilerek, tehdit suçunda olgusal bir sorun koşullara, tarafların bedensel ve ruhsal durumlarına göre, tehdit edici sözün, gerçekleşme olasılığı ve mağdurun iradesini etkileme derecesi ölçüleri içinde tartışılıp değerlendirilerek, sonuca varılması yerine, salt kavga sırasında öfkeyle söylenen sözlerin ciddilik(korkutuculuk) özelliği bulunamayacağı biçimindeki önceden varsayımsal bir kabule dayanılarak yasal temelden yoksun gerekçeyle beraat hükmü kurulması” (2.CD., 2.7.2007, 6485/9889)

 

            Suçun nitelikli hallerini oluşturan hareketler seçimliktir. Yani bunlardan birisinin gerçekleşmesi suçun nitelikli halinin oluşması için yeterlidir. Eğer fail bu hallerden birden fazlasını ihlal ederse yine suç tektir. Ancak hakim, bu durumda alt sınırdan uzaklaşarak karar vermelidir. (TCK. md.61) ve kararında ihlal edilen hareketleri belirtmelidir.

            TCK. 106/3 maddesinde yeni bir durum getirilmiştir. Buna göre; kasten öldürme ve kasten yaralama veya mal varlığına zarar verme suçları tehdit amaçlı işlenirse hem tehditten ve hem de bu suçlara ilişkin hükümlerden dolayı faile ceza verilir. Burada gerçek içtima hükümleri uygulanır.

            Böylece “topuktan vurma”, “evini kurşunlama”, “arabasını yakma” gibi eylemler tehdit amaçlı yapılmış ise, faile hem tehdit suçundan ve hem de işlediği öldürme, yaralama ve mala zarar verme suçlarından ceza verilecektir.

            Eğer fail bir kişiyi tehdit etmek için bir başkasını öldürmüş ise o takdirde de hem kasten öldürme ve hem de tehdit suçu oluşmuş olacaktır.

            Tehdit suçu ile kişinin iç huzuru korunmak istenmiştir. Suçta kullanılan araç iç huzurunu bozmaya elverişli ise ayrıca mağdurun iş huzurunun bozulup bozulmadığına bakılmaz.

            Maddede sayılan değerler dışında mağdurun iç huzurunu bozmaya yönelik tehditler söz konusudur.

            Suç tehlike suçu olduğundan mağdurun tehdit nedeniyle korkmuş olup olmadığının önemi yoktur.

            Önemli olan failin davranışlarının buna elverişli olması gerekir. Aynı nedenlerle, failin kullandığı silah kişinin iç huzurunu bozmaya elverişli ise onun oyuncak olmasının önemi yoktur. Söz konusu silah korkutucu ve gerçeğine benzer nitelikte ise fiil silahla işlenmiş sayılmalıdır.

            Maddenin 2. Fıkrasındaki halleri de şikayete bağlı olup olmadığı konusunda farklı görüşler vardır.

 

NİTELİKLİ HALLER:

 

İkinci fıkrada gösterilen nitelikli haller 765 sayılı TCK.’nun 188/3. Maddesinde yer alan hallerdir. O nedenlerle önceki uygulamanın tespit ve değerlendirmelerinden yararlanılabilir.

a)      Silahla İşleme: Silah kavramından ne anlaşılması gerektiği TCK. madde 6/f’de gösterilmiştir. Silahın etkisi ya mağdura yöneltilmek ya da gösterilmek suretiyle ifade edilir. Böylece davranışla silahla zarar verileceği anlatılır. Görünüşte silah izlenimini vermesi yeterlidir. Gerçek ve çalışır durumda olması aranmayacaktır. Failin sadece üzerinde bulunmakta ve taşınmakta olması, unsurun kabulü için yetmez. Tehdit bildiren söz ve davranışla birlikte yöneltme veya gösterme gerekecektir. Önceki uygulama sırasındaki şu kabul ve uygulamanın yeni dönemde de sürmesi beklenebilir. Silahın mağdura dayanması veya çok yakından yöneltilmesi halinde tehdit bildiriminin var olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca silah ancak yüze karşı tehditlerde nitelikli hale sebebiyet verebilecektir.

b)     Tanınmayacak Hale Koyma: Tanınmayı önleyecek şekilde yüz ve beden değişikliği yapılması halinde bu durum söz konusu olacaktır. Tanınmayı zorlaştıracak veya olanaksız hale getirecek değişiklikler sırf bu nedenle yapılması veya bu halde iken tehdit eylemi gerçekleştirilmelidir. Bunun için, maske kullanmak, boya ile renk değiştirmek, protez kullanmak, saç-sakal ve bıyıklarda değişiklikler yapmak ve böylece başka birisi imiş gibi bir izlenim bırakıp öylece algılanmayı sağlamak. Bütün bu gayretlere rağmen kişinin tanınmasının sonucu değiştirmediği ileri sürülmüştür.(Artuk-Gökcen-Yenidünya) Yargıtay’ın aksine kararları vardır.

c)      İmzasız Mektupla: Tehdit mektubunun kimden geldiği anlaşılmamalı, mektuptaki ifade, işaret ve bilgilerden kimden geldiği bilinmemelidir. Mektup imzasız olmakla birlikte kimden geldiği anlaşılıyorsa imzasız sayılamaz. Mektubu alan, kişiyi anlıyor ama kimlik konusunda bilgileri yetersiz kalıyorsa yine imzalı sayılır. Ancak başlangıçta kişilik olarak belirleme yapılamıyor ve tereddütler doğuyor, birden çok kişiden şüphe ediliyorsa mektup imzasız sayılmalıdır. Mektup denmekte ise de önemli olan, yazının mektup tarzında yazılmış olması değildir. Yazılı bir metin şeklinde ve yazının herhangi bir araçla yazılmış olması yeterlidir.

d)     Özel İşaretler: Özel olarak zarar verileceğini, yaşam ve beden bakımından tehlikeler yaratılacağını ifade eden şekiller, resimler veya maddi yapılardır. Ölüm mesajı veren kurukafa, kanlı eşyalar, semboller, O çevrece bilinen ve ölüm veya tehlike içeren şekil ve davranışlar bu anlamda olabilir.

e)      Birden fazla kişi tarafından birlikte: Burada yeni TCK. sisteminde bu birlikteliğin müşterek faillik şeklinde (TCK. m.37) gerçekleşmesi gerektiği ifade edilmektedir.

f)       Gizli Örgütler: Böyle bir örgütün var olması ile gerçekte olmadığı halde varsayılması ve onun gücünden yararlanabileceğini beyan ederek suçu işlemesi halinde bu nitelikli hal söz konusu olabilecektir.

 

ÜÇÜNCÜ FIKRA: Bu hükümle özel bir düzenlemeye gidilerek tehdit suçunu işleyen failin ayrıca tehdit suçu ile ortaya koyduğu amacını ayrıca gerçekleştirmesi halinde hem tehdit suçundan hem de sayılan suçlardan ayrı ayrı hükümler kurulacaktır. Yani gerçek içtima hükümleri uyarınca hem tehditten hem de sayılan suçlardan ayrı ayrı hükümler kurulacaktır. Yeni gerçek içtima hükümleri uyarınca hem tehditten hem de gerçekleşen suça göre öldürme, yaralama veya mala zarar verme suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulacaktır.

Önceki uygulamalarda yer alan koşullu tehdit nedeniyle oluşan içtihatların bugün pek önemi kalmamışsa da TCK. 61 madde uygulamasında gözetilmemesi için neden yoktur. Bu suç bakımından önemli olan diğer hususlar tehdit bildirimlerinin, huzurda olmayan mağdura iletilme iradesi ve ulaştırılmasıdır.

  “Sanığın müştekiyi kast ederek ve müştekiye ulaştırılması kastı ile (gelseydi onu öldürecektim.. bundan sonra hapiste yatsam ne olur) diyen sanığın bu sözlerinin TCK.’nun 191/1. Maddesine uyan suçu oluşturacağı nazara alınmadan beraat kararı verilmesi” (Yargıtay 2. CD., 11.2.2002, 12811/2244)

  Anlaşılmaktadır ki, iletme kastı bulunmayan failin sözlerinin buna rağmen başkaları tarafından mağdura iletilmesi ile suçlar oluşmayacaktır.

  Mağdur tarafından da tehdit sözlerinin bilinmesi ve anlaşılması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Suç, öğrenmenin gerçekleştiği anda oluşur ve tamamlanır. Hakaret ve tehdit suçları aynı anda söylenen sözlerde ayrı ayrı ve birlikte oluşabilir.  

VN:F [1.9.16_1159]
lütfen bekleyiniz.
Değerlendirme: 4.6/5 (9 oy )
Tehdit TCK 106, 4.6 out of 5 based on 9 ratings
← Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti TCK 188 (previous entry)
(next entry) Taksirle Yaralama TCK 89 →
Yorum

Yorum bırakabilirsiniz.

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Makaleler

  • Kamuoyunda, ”3. Yargı Paketi” olarak bilinen, Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Resmi gazete yayınlanarak yürürlüğe girdi.

    Kamuoyunda, ”3. Yargı Paketi” olarak bilinen, [...]

  • Çocukların Cinsel İstismarı TCK. 103

    Çocukların cinsel istismarı   MADDE 103. [...]

  • Cinsel Saldırı TCK 102

    MADDE 102.  (1) Cinsel davranışlarla bir [...]

  • Nitelikli Dolandırıcılık TCK 158

    MADDE 158. – (1) Dolandırıcılık suçunun; [...]

  • Nitelikli Hırsızlık TCK 142

    Nitelikli hırsızlık MADDE 142. – (1) [...]

Makalelerin devamı...

Bağlantılar

  • Bakırköy Avukat
  • İstanbul Barosu

Sayfalar

  • Avukat Güçlü ŞAN – Ceza Avukatı
  • Avukatlık Hizmetleri
  • Faydalı Bilgiler
  • İletişim
  • Makaleler

Kategoriler

  • Güncel
  • Makaleler

Arşivler

  • Temmuz 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
© Copyright - Avukat Güçlü ŞAN
  • Follow us on Twitter
  • Join our Facebook Group
  • Subscribe to our RSS Feed